Çevirmen: Püren ÖZGÖREN
Sel Yayınları
Kasım 2015, 1. Baskı
(Orijinal İlk Basım 2015)
(Orijinal İlk Basım 2015)
239 Sayfa
AFD:
"Bülbülü Öldürmek"i bu sene içinde okumuştum. Tabii ki hemen hemen her okuyana bıraktığı etkiyi bende de bırakmış; en beğendiğim ve her okura tavsiye ettiğim kitaplardan bir olmuştu. "Bülbülü Öldürmek" beni bu kadar etkilemişken, devam kitabının çıkacağı söylentisi yayıldı. Bu söylentiyi duyduğum anda karışık duygular yaşadım. Seviniyordum çünkü; bugüne kadar beni en çok etkileyen karakter olan Atticus Finch'in hikayesi devam edecekti. Üzülüyordum; 55 yıl sonra böyle bir kitap yayınlanmasında "Bülbülü Öldürmek bu kadar tuttu bir devam kitabı yazarsak milyonlarca satarız." anlayışının etkili olabileceğini düşünmüştüm. Bu anlayışla yazılan kitaplardan ne kadar iyi olursa olsun bana samimi gelmiyor. Neyse ki işin aslı benim düşündüğüm şekilde değilmiş.
Harper Lee "Bülbülü Öldürmek"i yayınevine gönderdiğinde "Tespih Ağacının Gölgesinde"nin (Go Set A Watchman) orijinal metni de onunla birlikteymiş. O dönem yayıncısı "Tespih Ağacının Gölgesinde"yi basmayı uygun görmemiş. Harper Lee kitabın ortaya çıkma ve basılma süreci hakkında şöyle bir açıklama yapmış;
“Kitabın özgün kopyasının bugüne dek gelebildiğinin farkında değildim. Sevgili arkadaşım ve avukat Tonja Carter bunu bulunca çok şaşırdım ve memnun oldum. Epeyce düşündükten sonra güvendiğim birkaç kişiye okuttum ve onların kitabın basılmaya değer olduğunu belirtmeleri beni çok sevindirdi. Onca yıl sonra şimdi yayımlanacak olması benim için hem şaşırtıcı hem de onur verici”.
Kitabımızın içeriğine geçelim artık. Olaylar yine Jean Louise "Scout" Finch'in gözünden anlatılıyor. Fakat namı değer Scout artık büyümüş, 26 yaşında kendi ayakları üstünde duran ve Newyork'ta tek başına yaşayan bir genç kadın olarak karşımızda. Hikaye Jean Louise'in ziyaret amacıyla evine, Maycomb'a dönmesiyle başlıyor. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen Maycomb'ta tensel ayrımcılık devam etmektedir. Fakat Jean Louise "Scout" Atticus'dan gördüğü, öğrendiği doğruları hala içinde yaşatmaktadır. Onun için bu tür ayrımcılıklar yoktur, zaten yaşadığı New York'ta da bunlar artık aşılmıştır. Fakat Maycomb farklıdır ve Jean Louise'in Maycomb'ta bıraktığı insanlardan bazıları ise anlayamayacağı biçimde farklılaşmıştır. Halası Alexandra'nın düşüncesine alışıktır, o zaten her zaman ayrımcılıktan yana bir tavır sergilemektedir. Peki o? O nasıl böyle düşünmeye başlamıştır? Nasıl böyle düşünebilir? Jean Louise için bu ev ziyareti beklenmedik bir yöne doğru gitmeye başlamıştır. Bu ziyaretinde öğrendikleriyle başa çıkabilecek midir? Peki O'nunla yüzleşebilecek midir?
Tespih Ağacının Gölgesinde'de konumuz Bülbülü Öldürmek ile aynı; tensel, ırksal ayrımcılık. Bülbülü Öldürmek'de siyahiler, kaderlerine razı olmuş şekilde, beyazların onlar için çizdiği sınırları aşmayacak bir şekilde yaşamaktadır. Tespih Ağacının Gölgesinde'de ise aradan 20 yıl geçmiştir. Siyahlar artık daha bilinçlidir ve beyazların çizdiği sınırların adil olmadığının farkındadırlar. Sesleri gür çıkmaktadır.
Tespih Ağacının Gölgesinde'yi okurken zorlandığım zamanlar oldu; Amerikan tarihini pek bilmeyen benim gibi bir okur için bazı bölümlerde anlatılanlar kopukluk yaşamama sebep oldu. Fakat zorlanmamın asıl sebebi sanırım çeviri ile ilgili olan problemlerdi. Çevirmenin kelime seçimleri ve cümlelerinde sanırım hatalar vardı. Sanırım diyorum çünkü, kitabı orijinal dilinde okuyamayacağım için asla emin olamayacağım. Daha önce Püren Özgören çevirisiyle Doris Lessing'in Hayatta Kalma Güncesi'ni okumuş, böyle bir sorunla karşılaşmamıştım. Acaba "55 sene bekleyen okurları bir de biz bekletmeyelim." diyerek basılmadan önce güzelce bir gözden geçirme yapılmadı mı? Kitapta bazı yazım yanlışlarının da bulunması bu teori mi güçlendiriyor gibi. :)
Sözün özü; ilk olarak Bülbülü Öldürmek'i okumakla birlikte Tespih Ağacının Gölgesinde de kesinlikle öneririm. Okuyalım ve okutalım...
"Bülbülü Öldürmek"i bu sene içinde okumuştum. Tabii ki hemen hemen her okuyana bıraktığı etkiyi bende de bırakmış; en beğendiğim ve her okura tavsiye ettiğim kitaplardan bir olmuştu. "Bülbülü Öldürmek" beni bu kadar etkilemişken, devam kitabının çıkacağı söylentisi yayıldı. Bu söylentiyi duyduğum anda karışık duygular yaşadım. Seviniyordum çünkü; bugüne kadar beni en çok etkileyen karakter olan Atticus Finch'in hikayesi devam edecekti. Üzülüyordum; 55 yıl sonra böyle bir kitap yayınlanmasında "Bülbülü Öldürmek bu kadar tuttu bir devam kitabı yazarsak milyonlarca satarız." anlayışının etkili olabileceğini düşünmüştüm. Bu anlayışla yazılan kitaplardan ne kadar iyi olursa olsun bana samimi gelmiyor. Neyse ki işin aslı benim düşündüğüm şekilde değilmiş.
Harper Lee "Bülbülü Öldürmek"i yayınevine gönderdiğinde "Tespih Ağacının Gölgesinde"nin (Go Set A Watchman) orijinal metni de onunla birlikteymiş. O dönem yayıncısı "Tespih Ağacının Gölgesinde"yi basmayı uygun görmemiş. Harper Lee kitabın ortaya çıkma ve basılma süreci hakkında şöyle bir açıklama yapmış;
“Kitabın özgün kopyasının bugüne dek gelebildiğinin farkında değildim. Sevgili arkadaşım ve avukat Tonja Carter bunu bulunca çok şaşırdım ve memnun oldum. Epeyce düşündükten sonra güvendiğim birkaç kişiye okuttum ve onların kitabın basılmaya değer olduğunu belirtmeleri beni çok sevindirdi. Onca yıl sonra şimdi yayımlanacak olması benim için hem şaşırtıcı hem de onur verici”.
Kitabımızın içeriğine geçelim artık. Olaylar yine Jean Louise "Scout" Finch'in gözünden anlatılıyor. Fakat namı değer Scout artık büyümüş, 26 yaşında kendi ayakları üstünde duran ve Newyork'ta tek başına yaşayan bir genç kadın olarak karşımızda. Hikaye Jean Louise'in ziyaret amacıyla evine, Maycomb'a dönmesiyle başlıyor. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen Maycomb'ta tensel ayrımcılık devam etmektedir. Fakat Jean Louise "Scout" Atticus'dan gördüğü, öğrendiği doğruları hala içinde yaşatmaktadır. Onun için bu tür ayrımcılıklar yoktur, zaten yaşadığı New York'ta da bunlar artık aşılmıştır. Fakat Maycomb farklıdır ve Jean Louise'in Maycomb'ta bıraktığı insanlardan bazıları ise anlayamayacağı biçimde farklılaşmıştır. Halası Alexandra'nın düşüncesine alışıktır, o zaten her zaman ayrımcılıktan yana bir tavır sergilemektedir. Peki o? O nasıl böyle düşünmeye başlamıştır? Nasıl böyle düşünebilir? Jean Louise için bu ev ziyareti beklenmedik bir yöne doğru gitmeye başlamıştır. Bu ziyaretinde öğrendikleriyle başa çıkabilecek midir? Peki O'nunla yüzleşebilecek midir?
Tespih Ağacının Gölgesinde'de konumuz Bülbülü Öldürmek ile aynı; tensel, ırksal ayrımcılık. Bülbülü Öldürmek'de siyahiler, kaderlerine razı olmuş şekilde, beyazların onlar için çizdiği sınırları aşmayacak bir şekilde yaşamaktadır. Tespih Ağacının Gölgesinde'de ise aradan 20 yıl geçmiştir. Siyahlar artık daha bilinçlidir ve beyazların çizdiği sınırların adil olmadığının farkındadırlar. Sesleri gür çıkmaktadır.
Tespih Ağacının Gölgesinde'yi okurken zorlandığım zamanlar oldu; Amerikan tarihini pek bilmeyen benim gibi bir okur için bazı bölümlerde anlatılanlar kopukluk yaşamama sebep oldu. Fakat zorlanmamın asıl sebebi sanırım çeviri ile ilgili olan problemlerdi. Çevirmenin kelime seçimleri ve cümlelerinde sanırım hatalar vardı. Sanırım diyorum çünkü, kitabı orijinal dilinde okuyamayacağım için asla emin olamayacağım. Daha önce Püren Özgören çevirisiyle Doris Lessing'in Hayatta Kalma Güncesi'ni okumuş, böyle bir sorunla karşılaşmamıştım. Acaba "55 sene bekleyen okurları bir de biz bekletmeyelim." diyerek basılmadan önce güzelce bir gözden geçirme yapılmadı mı? Kitapta bazı yazım yanlışlarının da bulunması bu teori mi güçlendiriyor gibi. :)
Sözün özü; ilk olarak Bülbülü Öldürmek'i okumakla birlikte Tespih Ağacının Gölgesinde de kesinlikle öneririm. Okuyalım ve okutalım...
Altı Çizilesi:
“Her insanın adası, Jean Louise, her insanın bekçisi vicdanıdır. Kolektif bilinç diye bir şey yoktur.”
“Geriye bakıp, düne, on yıl önceye bakıp o günkü halimizi görmek her zaman daha kolaydır. Zor olan, şu anki bizi görmektir. Bu beceriyi edinebilirsen, yuvarlanıp gidersin.”
“Her insanın adası, Jean Louise, her insanın bekçisi vicdanıdır. Kolektif bilinç diye bir şey yoktur.”
“Geriye bakıp, düne, on yıl önceye bakıp o günkü halimizi görmek her zaman daha kolaydır. Zor olan, şu anki bizi görmektir. Bu beceriyi edinebilirsen, yuvarlanıp gidersin.”

