Buket Uzuner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Buket Uzuner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Eylül 2012 Çarşamba
Ödüllü Okur Testinin Sonuçları
11 Eylül'de başlayan testimiz süresi dolmuştur.
Doğru cevaplar:
1-Atilla İlhan 2-Sakız 3-Edebiyat 4-Mühendis 5-Denizde 6-Şair 7-Amerika 8-Musa 9-Kuzguncuk 10-Banyoda 11-Fotoğrafçılık
Teste toplam 96 kişi katılmış ve katılanlar arasında 18 kişi tüm soruları doğru cevaplamıış, cevaplama zamanlarına göre sıraladığımızda, listemiz şu şekilde oluştu:
1- Meltem Demir
2- Hale Eraslan
3- Pınar Şentürk
4- Gamze Yayık
5- Hilal
6- Gizem Bayhan
7- Özge Yurdum
8- Aslıhan Uğur
9- Ümmehan Mert
10- Uğur Mumcu
11- Pınar Özkoyuncu
12- Ebru Uysal
13- Nehir
14- Hilal Pektaş
15- Ezgi Buse
16- Oya Esen
17- Emine Öztürk
18- Melike Demir
18 kişinin arasından yaptığımız çekilişle...
Kazanan 10 sıra numarasıyla
10- Uğur Mumcu olmuştur.
İletişim bilgilerini afdmrw@gmail.com 'a bekliyoruz
9 Eylül 2012 Pazar
Kumral Ada Mavi Tuna - Buket Uzuner
KUMRAL ADA MAVİ TUNA
BUKET UZUNER
Everest Yayınları
Ağustos 2006, 39.Basım
500 Sayfa
Yine beni benden aldı Buket Uzuner. Bu kitabı okuyup da ona hayran kalmamak elde değil. Okuyan herkesi etkilemesine, akıllardan çıkmamasına şaşmamak gerek.
Kitabın arkasında da yazdığı gibi; Kumral Ada Mavi Tuna, iç savaşın içimizde ve dışımızda, bireysel ve toplumsal olarak yarattığı yangınları umutsuz bir aşk üçgeni ekseninde anlatan sarsıcı bir roman.
1997 yılında yazılan, Ada, Tuna ve Aras adlarında 5-7 yaş arası çocukların arkadaşlığıyla başlayıp hayatlarını etkileyen olayları konu alan, bol bol kendiyle hesaplaşmanın, buram buram duygusallığın, küçücük kalplerde yeşeren ilk sevdaların, kişilik savaşlarının, her şeye rağmen hayata tutunma çabalarının ve dahasının anlatıldığı bu romanı halen okumayan varsa, benim kadar geç kalmadan hemen okusun derim.
Buket Uzuner’in Son yazdığı “Su” adlı kitabını da çok beğenmiştim ama “Kumral Ada – Mavi Tuna” kesinlikle favorim oldu.
Şimdi biraz da kitap hakkında yorumlarda bulunmak istiyorum, kitabı okumayanlar için uyarı; bu bölüm kitap hakkında detaylı bilgi içerir.
Tuna’nın Ada’ya olan aşkı, karşılıksız olduğunu bilmesine rağmen asla vazgeçmemesi ve bu aşkı farklı bir boyuta taşıması kesinlikle çok etkileyiciydi. Aras’ı kaybettikten sonra Ada’nın çırpınışları, arada kalışları, yıllar öncede sıkışıp kalması ise kesinlikle çok sarsıcıydı.
Aras’ın ölümünden sonra Ada’nın bir süre hastanede kalması, yurtdışına gitmesi, içinde çatışmalar yaşaması kadar, Tuna’nın seferberlik adı altında nasıl kendi ruhuyla savaştığının anlatıldığı sayfalar da Buket Uzuner’in ne kadar usta bir yazar olduğunun en güzel kanıtıydı bence.
Son sayfalara doğru “tanıklar” başlığı altında diğer karakterlerin tek tek kavuşması yine en sevdiğim bölümlerden oldu.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları "SU" - Buket Uzuner
UYUMSUZ DEFNE KAMAN'IN MACERALARI
""SU""
BUKET UZUNER
""SU""
BUKET UZUNER
Everest Yayınları
Mart 2012, 1.Baskı
329 Sayfa
MRW:
Buket Uzuner’i okumaya yeni başladım, evet biliyorum biraz geç kalınmış bir seçim ama zararın neresinden dönsen kardır demişler değil mi? Geçen ay “İki Yeşil Su Samuru”nu okumuştum, hala bloğa yazma imkanı bulamadım ama.. Şimdi “Su”, bundan sonra da “Kumral Ada Mavi Tuna” ile devam edeceğim inşallah.
Su kitabı ilk çıktığı zamandan beri bende bir anti pati oluşturmuştu, niyeyse Uyumsuz Defne Kaman falan deyince, sanki ergenlik dönemlerinde bir genç kız ve atıldığı maceralar gibi bir izlenim uyandırmıştı kitabın ismini duyar duymaz. Sonra arkasındaki Şamanizm, Kamanlık gibi kelimeleri de okuyunca, dedim aman sıkıcı, hiç benlik bir roman değil. Ama çok yanılmışım. Kitap ilk sayfasından öyle bir sardı ki beni.. çok merak uyandırıcı, eğlenceli, keyifli, akıcı, bilgi verici.. daha ne desem kesinlikle okunması gereken bir kitap. Bloğumuzu okuyanlar bilir, biz öyle okuduğumuz her kitabı tavsiye eden bloggerlardan değiliz. Açık açık eleştiri yapıp, gerçek düşüncelerimizi söylüyoruz burada. O yüzden, Su kitabının kesinlikle okunulası bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Özellikle kitabın kapağında da bulunan resimlerin, bazı iç sayfalarda da olması, ayrıca Kutadgu Bilig’den alıntıların yapıldığı, Su kitabından yazıların da olduğu sayfalardaki süslemeler gerçekten çok hoştu, kitaba ayrı bir güzellik, renk katmıştı.
Biraz da konudan bahsedecek olursak; dilinin kemiği olmayan ve inanmadığı hiçbir şeyi savunmayan gazeteci Defne Kaman, ninesi Umay Bayülgen, komiser Ümit Kaman, sahaf Semahat'den oluşan ana karakterlerle büyüyen bir roman. Komiser Ümit sevdiğine kavuşmaya çalışan, geleneklerin arasına sıkışmış genç bir erkek, Semahat kendini sahaf dükkânına ve kedilerine adamış genç bir kadın. Umay Nine kaman geleneklerini yaşayan ve yaşatan bir otacı ve ortada bir gazeteci Defne Kaman. İşte ipuçları bu kadar, puzzle'ı tamamlamak için de geriye bu güzel kitabı okumak kalıyor. Sonu da öyle bir bitiyor ki insanın Sayın Buket Uzuner’e "hadi Buket Hanım çabuk yazın 2. kitabı öleceğim meraktan" diye mesaj atası geliyor! : )
Bu arada kitabı okuyunca Şamanizm’i araştırdım ve ilk dinlerin başlangıcı olduğunu, bizim de inandığımız bir din olduğunu ve aslında bugün bile hala şaman geleneklerini kullandığımızı gördüm. İşte bunlardan bazıları;
Su kitabı ilk çıktığı zamandan beri bende bir anti pati oluşturmuştu, niyeyse Uyumsuz Defne Kaman falan deyince, sanki ergenlik dönemlerinde bir genç kız ve atıldığı maceralar gibi bir izlenim uyandırmıştı kitabın ismini duyar duymaz. Sonra arkasındaki Şamanizm, Kamanlık gibi kelimeleri de okuyunca, dedim aman sıkıcı, hiç benlik bir roman değil. Ama çok yanılmışım. Kitap ilk sayfasından öyle bir sardı ki beni.. çok merak uyandırıcı, eğlenceli, keyifli, akıcı, bilgi verici.. daha ne desem kesinlikle okunması gereken bir kitap. Bloğumuzu okuyanlar bilir, biz öyle okuduğumuz her kitabı tavsiye eden bloggerlardan değiliz. Açık açık eleştiri yapıp, gerçek düşüncelerimizi söylüyoruz burada. O yüzden, Su kitabının kesinlikle okunulası bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Özellikle kitabın kapağında da bulunan resimlerin, bazı iç sayfalarda da olması, ayrıca Kutadgu Bilig’den alıntıların yapıldığı, Su kitabından yazıların da olduğu sayfalardaki süslemeler gerçekten çok hoştu, kitaba ayrı bir güzellik, renk katmıştı.
Biraz da konudan bahsedecek olursak; dilinin kemiği olmayan ve inanmadığı hiçbir şeyi savunmayan gazeteci Defne Kaman, ninesi Umay Bayülgen, komiser Ümit Kaman, sahaf Semahat'den oluşan ana karakterlerle büyüyen bir roman. Komiser Ümit sevdiğine kavuşmaya çalışan, geleneklerin arasına sıkışmış genç bir erkek, Semahat kendini sahaf dükkânına ve kedilerine adamış genç bir kadın. Umay Nine kaman geleneklerini yaşayan ve yaşatan bir otacı ve ortada bir gazeteci Defne Kaman. İşte ipuçları bu kadar, puzzle'ı tamamlamak için de geriye bu güzel kitabı okumak kalıyor. Sonu da öyle bir bitiyor ki insanın Sayın Buket Uzuner’e "hadi Buket Hanım çabuk yazın 2. kitabı öleceğim meraktan" diye mesaj atası geliyor! : )
Bu arada kitabı okuyunca Şamanizm’i araştırdım ve ilk dinlerin başlangıcı olduğunu, bizim de inandığımız bir din olduğunu ve aslında bugün bile hala şaman geleneklerini kullandığımızı gördüm. İşte bunlardan bazıları;
- Gidenin arkasından su dökmek eski Türklerdeki su kültünün doğurduğu bir adettir.
- Ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.
- Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır.
- Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi.
- Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdele Şaman döneminden günümüze kadar ulaşmış bir adettir. Bu kurdelenin anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna, özelikle Alevilik'de gözlemlenen mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelenin da ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır
- Toplumda ulu kabûl edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir. Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.
- Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır. Bazı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır. Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.
- Şaman'ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz gibi yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.
Altı Çizilesi:
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Dedem Korkut ile Ninem Umay beşiğimi tıngır mıngır sallar iken’ diye başlayan eski Türk masallarında, uzak çok uzak diyarlarda, ailesini soğuktan korumak için ağaç kesmek zorunda kalan eski Türk, önce, o ağaçtan özür dilermiş. Ağaca, ihtiyacından fazlasını kesmeyeceğine, bundan böyle yediği her yemişin çekirdeğini, tohumunu aynı yerlerde toprağa gömeceğine söz vererek, ağacın canına ve onu yaratan güçlere dua edermiş. (sf: 23)
Hepsine inandılar ve mantıklı buldular da ne bir yunusun bir insanı koruyacağına, ne de bir insanın ölümden kurtulmak için yunusa dönüşebileceğine inandılar. Kendilerinden boşanmak isteyen karılarını günde beşer beşer bıçaklayıp doğrayan kocalarla, ölmemek için devlete yalvardığı halde korunmayan, göz göre göre ölen kadınların olabilirliğine inandılar. Erkeklere, kendilerini dünyanın hakimi zannetmelerine yol açan resmi eğitime ve kültüre, onların işsiz ve yoksul kalınca kendilerini iktidarsız hissederek, biraz da mecburen karı ve kızlarına işkence ettiklerine,daha ilginci, bunun tabiat kanunu olduğuna bile ikna oldular ama bir yunusun iyilik yapacağına hayatta inanmadılar.. (sf: 307)
16 Temmuz 2012 Pazartesi
4. Kitap Çekilişimiz
BUKET UZUNER
Everest Yayınları
Kitap yine orjinal ve sıfırdır. Bu kitabı hala okumayanlar için güzel bir şans. O zaman herkese bol şans dileriz.
Çekilişe katılmak için tek şart:
29.07.2012 saat 23:59'a kadar, izleyicimiz olmak ve bu yazımıza yorum yazmak. (Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır)
Kargo ödemesi tarafımızdan karşılanacak olup sadece Türkiye içi gönderim yapılacaktır.
Kargo ödemesi tarafımızdan karşılanacak olup sadece Türkiye içi gönderim yapılacaktır.
Şansınızı arttırmak isterseniz:
1. Blogunuz ya da sitenizde çekilişimizi duyurursanız (+1) (Kampanya blogları kabul edilmeyecektir)
2. Facebook'ta Beyaz Kitaplık'ı beğenip çekiliş duyurumuzu herkese açık olarak paylaşırsanız (+1)
3. Twitter'da Beyaz_Kitaplik 'in takipcisi olup çekiliş duyurumuzu paylaşırsanız (+1)
Not:
Blog, site, facebook veya twitterda çekiliş duyurusunu paylaşanların linklerini yorum olarak yazması gerekmektedir.
Blog, site, facebook veya twitterda çekiliş duyurusunu paylaşanların linklerini yorum olarak yazması gerekmektedir.
Çekiliş Random.org ile yapılacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




