Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2015 Pazartesi

Elveda Güzel Vatanım - Ahmet Ümit


ELVEDA GÜZEL VATANIM
AHMET ÜMİT
Everest Yayınları
Aralık 2015, 1. Baskı
558 Sayfa


AFD:
  Yorumlarımı okuyanlar bilir, Ahmet Ümit kitaplarını çok severim. Çünkü, Ahmet Ümit'in kitaplarını yazarken büyük bir emek harcadığını biliyorum, sadece kurgusal bir cinayet romanıyla yetinmez Ahmet Ümit, o cinayeti çözmeye çalışırken bize alt metinde tarihimizi anlatır, günümüz olaylarına bakış açısıyla da romanına renk katar.

  Ahmet Ümit kitaplarından ilk olarak Sis ve Gece'yi okumuştum. Sis ve Gece'den sonra elime hangi romanı geçerse okumaya başladım. Son yazdıklarını ise gözüm kapalı aldım, zira Patasana, Beyoğlu Rapsodisi ve Kavim gibi çok beğenerek okuduğum romanlardan sonra Ahmet Ümit benim için ne yazsa okurum yazarları arasına girdi.

 Ahmet Ümit kitaplarında genellikle; çözülmesi zor bir cinayet, karakterler arasında yaşanan güzel bir aşk hikayesi ve Ahmet Ümit'in bize asıl aktarmak istediği, tarihimiz olur. Cinayet ve aşk, kitabın sürükleyiciliği için gereklidir. Fakat "Elveda Güzel Vatanım"da çözülmesi gereken herhangi bir cinayet olmamasına ve bana göre Ester ve Şehsuvar Sami'nin aşk hikayesi de çok etkileyici olmamasına rağmen kitap sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Çünkü "Elveda Güzel Vatanım" tarihimizin en önemli dönemlerinden biri olan Cumhuriyet öncesi Osmanlı'da, İtthihat ve Terraki fedaisi Şehsuvar Sami'nin yaşadıklarını anlatıyor. Bu yaşanılanlar da bana yeteri kadar heyecan verici geldi.

  "Elveda Güzel Vatanım"ın çıkacağını duyduğum andan itibaren kitapla ilgili neredeyse tüm bilgilere kulağımı kapadım. Ahmet Ümit'in çok güzel bir eser ortaya çıkaracağına inanıyordum. Bu inançla, kitabın içeriği hakkında gereğinden fazla bilgi alıp kitabın vereceği keyfi azaltmak istemedim. Kitap hakkında tek bildiğim, İtiihat ve Terraki dönemini anlatmış olmasıydı. Bu bilgi kitabı sabırsızlıkla beklemem için artı bir sebep oldu. Çünkü tarihimizi roman şeklinde okumayı seviyorum  ve İttihat ve Terraki dönemi okullarımızda sadece bir iki cümleyle geçilen bir dönem, okulda öğrendikleriyle "Bu dönemi iyi biliyorum" diyebilecek bir kişi çıkabileceğini sanmıyorum. Kitabın sayfaları arasında ilerledikçe 31 Mart Olayı, Bab-ı Ali Baskını gibi önemli olaylar hakkında sadece üstün körü bilgilerim olduğunu fark ettim. Tarih kitapları, araştırmaları da okumama rağmen benim için bir romandan öğrendiğim bilgiler, tarih kitabından öğrendiğim bilgilerden daha kalıcı oluyor. Belki de bu yüzden Ahmet Ümit'in romanlarını bu kadar çok seviyorum.

   "Elveda Güzel Vatanım" kesinlikle önereceğim kitaplar arasındadır. Fakat bir polisiye, bir cinayet romanı okuyayım diyerek "Elveda Güzel Vatanım"ı elinize alıyorsanız sıkılabilirsiniz. Tarihi bir roman okumak isteyenler için ise doğru bir tercih olacaktır. İyi okumalar dilerim.

"Elveda Güzel Vatanım" Tanıtım Filmi


Altı Çizilesi
  Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır...

   Kazanmaktan çok haklı olmak, güçlünün değil, kaybedenin yanında, mazlumla birlikte olmak. 

  Bu topraklarda bir felaket var Şehsuvar. Sanki suyla değil, kanla beslemişiz tarlaları, sanki güneş değil, vahşi bir ışıkmış günümüzü aydınlatan, bizi emziren annelerimiz memelerinden süt değil, öfke akmış... Öyle acımasız, öyle sert, öyle merhametsiz... Başka türlü neden bulamıyorum bu katliamlara, bu vicdansızlıklara, bu gaddarlığa... O millet, bu millet de değil benim derdim. hepimiz Osmanlı'ydık işte, al birimizi vur ötekine.... Ama adım gibi eminim, bu topraklarda bir kötülük var, her geçen gün biraz daha büyüyen, mani olunamaz bir kötülük...

  Ne para ne kadın, bence ahlakın baş düşmanı iktidar. Ahlaktan yoksun iktidar makamı, ya hırsız yapar insanı ya da soysuz. ne yazık ki insanoğlu iktidar denilen o büyük kudretle başa çıkmayı henüz başaramadı, bundan sonra başaracağı da kuşkuludur.

  Hep öyle yapmaz mıyız zaten? Anne baba söz konusuysa, onları hiç önemsemeyiz. çünkü fedakarlıklarını ve sevgilerini hep yanımızda bulacağımızı biliriz. Ancak kaybettiğimizde anlarız kıymetlerini.

  En mühim mücadele, fikirle yapılandır, şiddet eninde sonunda uygulayana dönen bir bumerangdır.

  Herkesin aynı yalana inanıyor olması, onu hakikat yapmaz.

23 Kasım 2013 Cumartesi

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit

BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ
AHMET ÜMİT
Everest Yayınları
Ekim 2013, 1. Baskı
412 Sayfa


AFD:
    Ahmet Ümit'in son kitabını Kitap Kardeşliği okuma grubumuz ile okudum. Kitap Kardeşliği ile okumanın nasıl farklı bir zevk olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Kitap Kardeşliği nedir merak edenler için: http://beyazkitaplik.blogspot.com/2013/01/kitap-kardesligi-kitap-okuma-grubu.html

     Gelelim Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ne, bu kitapta da bizi tanıdık karakterler; Başkomser Nevzat, Ali ve Zeynep komiserler karşılıyor. Mekan Tarlabaşı, Tarlabaşı'nda bir ceset; Engin, Engin'i öldürmüş olma ihtimali bulunan ve suçu birbirlerine atan cinayet zanlıları.

     Her Ahmet Ümit kitabında olduğu gibi katili ararken, romanın alt metninden bir şeyler öğreniyoruz. Alt metinde bu seferki konumuz Tarlabaşı'nın tarihi. Bu kitaptan önce orada ne yaşandığını, üzülerek söylemeliyim ki, bilmiyordum. İstanbul'u pek bilmem ama Tarlabaşı'nın nasıl kötü bir semt olduğunu hep duyardım. Tarlabaşı'nın neden bu durumda olduğunu Ahmet Ümit sayesinde öğrenmiş oldum. Ve Gezi Parkı'nın bence romana işlenmesi gayet güzel olmuş, olayların ne tarafında olursak olalım, orada müthiş bir kenetlenmenin yaşandığını ve uygulanan yanlış politikalarla polisin halka nasıl düşmanmış gibi gösterildiğini maalesef şahit olduk. Ahmet Ümit'te bunları romanının alt metninde kullanmış. Açıkçası beni hiç rahatsız etmedi.

- Kitabın gidişatnı etkileyecek bilgi içerir, kitabı okumayanlar lütfen bu bölümü okumasın-
    Ahmet Ümit'i tek eleştireceğim nokta, kitapta kendinden bahsedip kitaplarını övmesi, bana çok gereksiz ve itici geldi maalesef. Belki okuyucuyu şaşırtmak, farklı bir katil zanlısı profili çizmek adına konmuştur ama olmamış. Tamam ben düşündüm acaba katil yazar mı çıkacak diye, hatta katil yazar çıkarsa bir daha Ahmet Ümit kitabı okumam da dedim. (İyi ki çıkmadı) Fakat gerçekten çok gereksiz olmuş, kitapta sırıtmış ve benim düşünceme göre kimse kendini, yaptığı işi övmemelidir. Sizi başkaları övmelidir. Ki Ahmet Ümit'in böyle bir şeye hiç ihtiyacı yoktu...
- Kitabın gidişatnı etkileyecek bilgi içerir, kitabı okumayanlar lütfen bu bölümü okumasın-

    Genelde Ahmet Ümit okuyanların çoğu, katili çok kolay tahmin ettiğini belirtir ve bu yüzden kitaptan zevk almadığını söyler. Ben böyle düşünenlerden değilim.

    Ahmet Ümit'in Genç Bakış programında gelen "Ahmet Ümit kitaplarını okurken artık kitabın yarısına geldiğimde katilin kim olduğunu tahmin etmeye başladım. Ahmet Ümit'in kurgusuna o kadar alıştım ki, her şeyi görüyorum, beni ne zaman şaşırtacak?" sorusu üzerine verdiği cevap mutlaka okunmalı.

  "Benim sorunum aslında "Katil kim?" meselesi değil. Benim romanlarımdaki ana mesele bu değil. Aslında polisiyede de artık bu bitti. Yani bu mesele Agatha Christie döneminde geçerliydi. "Katil kim?", "Kim yaptı?" ama artık bu değil önemli olan o hikaye içerisinde katilin neden suç işlediği? suçu yaratan koşullar ve cinayetin bir insan ruhunda yarattığı etki. Beni ilgilendiren bu, yani okurların büyük bir merakla o cinayeti takip ederken aynı zamanda hayat hakkında, yaşadıkları ülke hakkında, kendileri hakkında bilgi sahibi oluyorlarsa benim için bu yeterli" Katili ararken öğrendiklerim benim için de yeterli. Belki de bu yüzden seviyorumdur Ahmet Ümit'i.

  Son olarak yukarıda adını andığımız fakat öyle alelade adını anmakla geçiştiremeyeceğimiz, Başkomserimiz Nevzat'tan bahsetmeden olmaz. Benim, belki de herkesin görmek istediği polis profili. Karakter sahibi, babacan, yeri geldiğinde verilen görevi bile eleştirebilen onurlu bir polis Nevzat. Gerçekte böyle polislerimiz de vardır ama sayıları gerçekten çok az. Ya da böyle polislere uzun bir ömür şansı sunulmuyor diyebiliriz. (Rahmetli Gaffar Okan gelir hep aklıma)

    Başkomser Nevzat'ın ortaya çıkışını da şöyle anlatır Ahmet Ümit; Nevzat karakteri şöyle çıktı 1998 yılında Yeniyüzyıl gazetesi Avrupa'da ve Amerika'daki gibi biz de polisiye öykü yayınlayalım dendi ben de tam sayfa bir hikaye yazayım dedim ama burada bir baş karakter olsun dedim, Sherlock Holmes gibi Hercule Poirot gibi, Başkomser Nevzat böyle çıktı. Başkomser Nevzat'ı oluşturan bir gerçek karakter, iki sinema karakteri var. Gerçek karakter 12 Eylül öncesi Adana'da Emniyet müdürü olan Cevat Yurdakul'dur. Cevat Yurdakul öldürülmüştü o zaman. Namuslu ve dürüst bir insandı. Bir o esinledi beni diğerleri de iki sinema karakteri Yavuz Turgul'un Muhsin Bey filmindeki Muhsin Bey karakteri diğeri ise mutlaka izlemeniz önerdiğim Atıf Yılmaz'ın filmi ""Ah Güzel İstanbul"dur. Sadri Alışık'ın oynadığı Haşmet İbriktaroğlu. İki tane kaybetmiş İstanbullu ve bir gerçek polisten yola çıkarak  Başkomser Nevzat Karakterini yarattım.
 
   Ahmet Ümit okumaya, daha doğrusu, Ahmet Ümit'in içinde Başkomser Nevzat olan kitaplarını okumaya yazım sırasıyla başlamak gerekir diye düşünüyorum. Bence bir Kavim'i okumadan İstanbul Hatırası'nı okumak kesinlikle kitaptan alınacak zevki düşürecektir. Başkomser Nevzat kitapları yayınlanma sırasıyla şu şekildedir; Şeytan Ayrıntıda Gizlidir - Kavim - İstanbul Hatırası - Sultanı Öldürmek - Beyoğlu'nun En Güzel Abisi. Bir de henüz okumadığım üç adet çizgi romanı mevcuttur; Çiçekçinin Ölümü, Tapınak Fahişeleri ve Davulcu Davut'u kim öldürdü.

   Yazımı özetlemek gerekirse; Ahmet Ümit ve romanın baş karakteri Nevzat'ı çok sevdiğimden Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni okurken oldukça keyif aldım ve Ahmet Ümit'e başlangıç kitabı olarak değil de, daha önce Ahmet Ümit okumuş olanlar için mutlaka önereceğim bir kitap.

gokcentunc.deviantart.com
Kitabın kapak fotoğrafının aslı.


Altı Çizilesi
   Genç arkadaşlarımızı daha iyi yetiştirmek için polis akademisine mutlaka bir vicdan ya da empati dersi konulması gerekiyordu. 

  Gezi Parkı'nda neler yaşandığını hatırlıyordum, korkunçtu. Hükümet acımasızca sürmüştü bizim çocukları göstericilerin üstüne. Hepimiz için utanç vericiydi. Bir kez daha anlamıştık ki bir ülkede otoriter bir yönetim varsa ilk kaybeden polis teşkilatı olurdu.

   Devlet, vatandaşa karşı olan görevini gerektiği gibi yerine getirse ne Beyoğlu'nun en güzel abisi olur ne de en şahane babası... Devlet işini yapmadığı için, görevini yapan memurlar kahraman muamelesi görüyor. 

  Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın.

 "İnsan yaşadığı yere benzer" demişti bir şair. Hukukumuz da yaşadığımız yerler gibiydi, eskimiş, işlevini yitirmiş, çürümeye terk edilmiş, yıkılmak üzere...

  Bu ülkede canlı cansız her şey satılık. Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Doktorları, hakimleri, savcıları, polisleri... Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı...

  Kaybetmiş insanları, kazananlardan daha yakın bulurum kendime.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Patasana - Ahmet Ümit

PATASANA
AHMET ÜMİT
Everest Kitap
Ekim 2011, 39. Baskı
392 Sayfa
MRW:

   Yine bir Ahmet Ümit kitabı yazısı. Uzun övgüler ve tavsiyeler sonunda Mart ayında Bursa Tüyap Kitap Fuarı'ndan imzalı olarak alma şansına sahip olduğumuz Patasana'yı bitirmiş bulunuyorum. 

   Evet övgüleri hakkeden bir Ahmet Ümit yapıtıydı diyebilirim. Güzel bir kurgusu ve çok alışkın olmadığımız bir konusu var kitabın. Güneydoğu'da yapılan bir arkeolojik kazı sırasında yaşanan cinayetler ve bulunan tabletlerden oluşmuş bir hikaye. Konu gerçekten ilgi çekici, bilindik ve sıkıcı değil, aksine merak uyandırıcı. Özellikle Hitit Sarayı'nın Baş Yazmanı Patasana'nın hikayesi ilgi çekici ama diğer koldan giden kazı ekibinin başlarından geçenlerde merak uyandırma açısından Patasana'nın hikayesinden geri kalmıyor. 

   Kısacası kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap oldu. Ahmet Ümit'in katil çerçevesine alışkın olmama rağmen suçluyu doğru tahmin edememem de kitabı sevmemi sağlayan etmenlerden biri oldu.

Patasana - Ahmet Ümit (Okur Testi)


Patasana - Ahmet Ümit
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit

SULTANI ÖLDÜRMEK
AHMET ÜMİT
Everest Kitap
Nisan 2012, 1. Baskı
517 Sayfa
AFD:
   Kitabın çıkacağının haberini alır almaz bir heyecana kapılmış, çıkacağı günü sabırsızlıkla beklemeye başlamıştım. Ahmet Ümit'in, özellikle son yazdığı kitapları çok beğendiğim için Sultanı Öldürmek'i de bir an önce okumak istedim.

    Ahmet Ümit'le bir İstanbul serüvenine daha katıldık. Beyoğlu Rapsodi'siyle günümüz İstanbul'unu, İstanbul Hatırası ile geçmişten günümüze İstanbul'u keşfetmiştik, Sultanı Öldürmek ile de İstanbul'un Fethini bir kez de Ahmet Ümit'in kaleminden okuduk. İstanbul'un Fethi üzerine başka kitaplarda okumama rağmen bu kitapta geçen fetih bölümleri beni hiç sıkmadı.

    Sultanı Öldürmek'e tam olarak polisiye diyemeyiz gibi geliyor. Tamam ünlü komiserimiz Nevzat ve ekibi yine sahnede ama bu sefer kahramandan ziyade figüran gibiler. Kitapta cinayetin çözümünden çok cinayetin neden işlendiği üzerinde durulmuş. Bu sebeble tarihi olaylar konu edinilmiş ve baş kahramanımızın yaşadığı içsel karmaşanın daha çok üstünde durulmuş.


   Kitabı nasıl bulduğuma gelince; dediğim gibi bir polisiye romanı diye ümitlenmemek gerekiyor. Beğenmedim değil fakat "Kavim",  "Beyoğlu Rapsodisi", "Patasana" ya da bir "İstanbul Hatırası" kadar iyi değil. Ahmet Ümit okumak isteyenlere saydığım diğer 4 kitabı öneririm.

   "Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

   Kitap bu cümleyle başlıyor. Bu durumla karşı karşıya kalan kahramanımız; kendi halinde biri olan fakat psikolojik füg denilen (zaman zaman ne yaptığını hatırlayamama) bir rahatsızlıkla mücadele eden Müştak Serhazin. Çocukluğu boyunca, babasının cesur olması konusundaki tutumları, annesinin koruyucu, kollayıcı tavrı ve teyzesinin suçlayıcı sözleri arasında büyüyen, akademik olarak başarılı olmasına rağmen, yapısındaki çekingenlikle tabiri caizse etliye sütlüye karışmadan yaşayan bir insandır Müştak Serhazin.

    Olaylar; Müştak'ın ilk ve tek aşkı olup onu, sadece iki satır not yazarak terk eden Nüzhet'in 21 yıl sonra Müştak'ı arayıp evine davet etmesiyle başlıyor. Ve Müştak yıllar sonra gelen daveti kabul ediyor...

    Buradan sonrası karanlık... Müştak yeniden hastalığının bir krizine yenik düşüyor ve gözlerini açtığında Nüzhet'i ölü olarak görüyor. Onu yirmi bir yıl önce nedensizce terk edip başkasıyla evlenen sevgilisini, bugüne kadar kaç defa öldürmek istemişti Müştak ve şimdi Nüzhet karşısında; tam da öldürmek istediği şekilde öldürülmüş halde.

    Pisikolojik füg hastalığının o karanlık anlarında Müştak Serhazin ilk ve tek aşkını öldürmüş olabilir mi?


    Son olarak kitabı okumadan önce kesinlikle kitabın arka kapak yazısını okumayınız.  
   Arka kapak yazısını hazırlayan kişinin kitabı okumadığını, okuyup bu hatayı yapmışsa da bu işi bırakması gerektiğini düşünüyorum. Bir tanıtım yazısı bu kadar mı yanlış yazılır? Yazarın kitabın ortalarında paylaştığı, kitabın dönüm noktalarından biri olan bir olayı tanıtımda açıklamak nasıl br mantıktır anlamış değilim. Ahmet Ümit'in de kitabın arka kapağını okumadığını,  böyle bir yazıya onay vermiş olmadığını düşünmek istiyorum.




Sultanı Öldürmek için düzenlenen kokteyl olayın geçtiği sokakta herkese açık olarak yapılacak

   Türkiye’de bir ilk... Ahmet Ümit’in “Sultanı Öldürmek” adlı kitabının kokteyli, 8 Mayıs Salı günü saat 14:30’da Şişli-Hanımefendi sokakta yapılacak. Böylece bir edebiyat eseri ilk kez olayın geçtiği gerçek mekanda tanıtılacak.  Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit (Okur Testi)

Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

13 Ocak 2012 Cuma

Ahmet Ümit Kitapları


MRW:
Ahmet Ümit okuyanlar bilir, o kitaplarını yazarken öyle bir dil kullanır ki, sanki kitap okumaz da film izlersiniz. En ince ayrıntılar bile gözlerinizin önünde canlanır, kitabı elinizden düşüremezsiniz.. Ben büyük bir Ahmet Ümit hayranıyım. Çünkü o Türklerin de harika macera/polisiye romanları yazabileceğini tüm dünyaya kanıtladı hem de çok başarılı bir şekilde. Ahmet Ümit sevmeniz için sadece bir romanını okumanız yeterli ama dikkat edin, müptelası olabilirsiniz :)
Ahmet Ümit, kitaplarında bol bol İstanbul hakkında bilgi verir. Dünyaca ünlü güzel şehrimizin eski ve yeni görünümleri, tarihi, yaşanmışlıkları hiç düşmez yazarın dilinden. İstanbul aşkı depreşir insanın.
Ayrıca dar, uzun kitap formatıyla da ayrı bir havası vardır Ahmet Ümit kitaplarının.
Açıyorum Ahmet Ümit dosyasını sonunda! En sevdiğimden başlıyorum;

BEYOĞLU RAPSODİSİ:
            3 dostun hikayesi bu, birbirine kenetlenmiş 3 gerçek dost; Selim, Kenan ve Nihat. Çocuklukta başlayan bu dostluğun sırlarla çevrili hikâyesi. Beyoğlu civarında geçen bu serüven sizleri adeta büyüleyecek.
            Selim; babasından kalan mağazayı işleten, evli ve bir çocuk babası, sağduyulu ve grubun en mantıklı üyesidir.
            Kenan; grubun yakışıklı prensi, Selim gibi kendi mesleğini değil, babasından kalan sigorta acentesini işleten, zengin çapkın bekârıdır.
            Nihat; tabiri caizse grubun garibanıdır. Hayat ona Selim ve Kenan’a davrandığı kadar cömert davranmamıştır. Mutlu olmadığı bir kadınla evlidir ve bir sahaftır. Çoğu zaman Selim ve Kenan’dan maddi destek görür.
            Bir yandan sorunlu çocuğuyla uğraşan, bir yandan mağazasını işletmeye çalışan Selim, mutsuz evliliğinde tökezleyen, karısının gölgesinde kalmış Nihat, tüm istediklerine ulaşmış ve artık ölümsüzlük peşinde koşan Kenan, dünyalar üzeli Katya, çarpıcı fotoğraflar, sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz Paris’e kadar uzanan cinayetler, su yüzüne çıkan şok edici gerçekler…
            İnanılmaz heyecanlı, müthiş bir roman Beyoğlu Rapsodisi. Ben bayıldım, Ahmet Ümit sevenler bu romanı mutlaka okumalı. Agahta Christie’den etkilenerek yazılan bu kitapta yazar, Agahta Christie’nin ilham alınan kitabından daha başarılı bir iş çıkarmış bence.


KAVİM:
            Kavim, Ahmet Ümit’in yine etkileyici romanlarından biri. Bu kez işin içinde farklı dinler, mezhepler, ilginç ve akla mantığa sığmayan vahşi cinayetler, çarpıcı gerçekler var.
            Kavim; meşhur Ahmet Ümit karakterleri olan Başkomiser Nevzat, Ali ve Zeynep üçlüsü üzerine kurulu bir roman.
            Esrarengiz bir biçimde, dinsel semboller bırakan bir katil, makdülün kanıyla altı çizilen satırlar, Mor Gabriel Manastırı, kendini Aziz Pavlus sanan bir antikacı, hayata karşı ayakta durmaya çalışan bir kabadayının kızı, terfi edebilmek için inanılmaz şeyler yapabilen bir adam, tüm kalbiyle seven ve bekleyen bir kadın, kaybettiği ailesinin hatıraları ve seven bir kadın arasında sıkışıp kalmış bir adam…
            Ve daha fazlası… Çok başarılı bir kitap Kavim. Ahmet Ümit yine döktürmüş diyebilirim. O kadar çok olay bir aradaydı ki birçok koldan beslenmişti roman. Hiç sıkmadı, bol bol merakta bıraktı.


BAB-I ESRAR:
            İşte tarihte Mevlevilik üzerine yazılmış bir kitap daha. İsmini de konusundan almış Bab-ı Esrar. Arka kapakta da yazdığı gibi, bir sırlar kitabı. Mevlevilik dedik ama sanıldığı gibi Mevlevilik anlatılmıyor. Eee, bu kitabı Ahmet Ümit yazmış çünkü, biraz da olsa bir kaçma kovalamaca olacak haliyle ama bu kez gayet güzel bir biçimde konuya yedirilmiş bir Tebrizli Şems  ve Mevlevilik de var.
            Kahramanımız Karen Kimya adında, yurtdışında yaşayan bir sigorta acentesi eksperi. Çıkan bir yangın sonucu hakkında rapor yazmak için babasının da memleketi olan Konya’ya geliyor ve kendini bu büyülü şehrin tam ortasında, Mevleviliğin arasında buluyor. Sorulara cevap bulmaya çalışan Karen bir yandan da özel hayatını sorguluyor. Sonunda da inanılmaz bir sürprizle karşılaşıyor.
            Okunmaya değer bir kitap Bab-ı Esrar. Herhalde aksiyonu en düşük ama yine çok güzel bir Ahmet Ümit romanı.



SİS VE GECE:
            Sis ve Gece Yunanistan'da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye yapıt ve Ahmet Ümit’in ilk polisiye romanıdır.
Roman, istihbarat bölümünde çalışan Sedat’ın vurulmasından sonra gözlerini hastanede açmasıyla başlıyor. Sedat evli olmasına rağmen Mine isimli bir kıza aşık olur, ilişkilerin çalkantılı bir döneminde Mine ortadan kaybolur. Kitap boyunca Sedat Mine’yi arayacak, bu arada da ilginç şeyler öğrenecektir. İstihbarat bölümünde iyi bir yerde olan amcası Sedat’ı oldukça sıkıştıracak çünkü o sıralar istihbarat da bayağı bi karışık.
            Belki yazarın ilk bu romanını okusam çok beğenirdim ama daha önce çok daha etkileyici romanlarını okuduğum için, büyük bir etki bırakmadı ben de yine de Mine’nin akıbeti şaşırtıcıydı.


Sis ve Gece - Ahmet Ümit (Okur Testi)

Sis ve Gece - Ahmet Ümit
Okur Testi


İyi Eğlenceler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...