PİRUZE
SİNAN AKYÜZ
Alfa Yayıncılık
Kasım
2011, 14.Baskı
453 Sayfa
MRW:
İncir Kuşları’nı okuduktan sonra büyük bir hevesle çektim kitaplıktan Piruze’yi. Yine güzel bir roman okuyacağımı biliyordum ve yanılmadım. Kitabı Bursa Kitap Fuarı’ndan Sinan Akyüz imzalı almıştık. O kadar akıcıydı ki hikâye, elimden bırakamadım desem yalan olmaz, çok kısa sürede eridi resmen elimde. Şam’da bir Türk gelin olan Piruze’nin yaşadıkları anlatılıyor romanda. İçerikten biraz bahsedecek olursak; Piruze’nin babası bir diplomattır, bir gün tayini Şam’a çıkar ve Piruze orada ilk defa aşık olur ve ailesini karşısına alarak Wassim ile evlenir. Ailesinden ayrılan, tamamen farklı bir dünya olan Şam’da yaşamaya başlayan güzeller güzeli Piruze acaba doğru bir karar mı vermiştir? Aşk sonsuza kadar sürer mi? En önemlisi Aşk her şeyi affeder mi?
Genel olarak kitabı çok sevdim, kapak fotoğrafı da dâhil olmak üzere. Arakada Arapça kelimeler (şehir isimleri olan bir harita sanırım), önde Piruze’nin yakın çekim fotoğrafı. (Gerçi hikâyede fotoğrafın aksine Piruze sarı saçlı anlatılıyor ama neyse) Olaylar o kadar sade ve açık bir dille yazılmıştı ki, film izler gibi okudum diyebilirim. Sadece tek bir eleştirim var bu güzel roman için, Piruze başından geçenleri kendi ağzından arkadaşı Kim’e anlatıyor kitap boyunca ve hikâyesini anlatırken küçük molalarda Kim ile konuşmaları da geçiyor. Ne yalan söyleyeyim pek beğenmedim oraları, konuşmaları da yapmacık geldi bana. Eğer Piruze bu yaşadıklarını günlük şeklinde tutmuş olsaydı, roman’da; sağ üst köşede tarih atılmış günlük sayfalarından oluşsaydı bence tadından yenmezdi. Tabi yine de oldukça başarılı bu romanı çok sevdim. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Arap ülkelerinde hayatın bizdekinden çok farklı olduğunu hepimiz biliyoruz ama yine de o ülkelerde kadın olmanın zorluğunu okumak, bir kadının dramına şahit olmak ne kadar şanslı olduğumuzu bize bir kez daha hatırlatacaktır. Herkese keyifli okumalar dilerim..
Genel olarak kitabı çok sevdim, kapak fotoğrafı da dâhil olmak üzere. Arakada Arapça kelimeler (şehir isimleri olan bir harita sanırım), önde Piruze’nin yakın çekim fotoğrafı. (Gerçi hikâyede fotoğrafın aksine Piruze sarı saçlı anlatılıyor ama neyse) Olaylar o kadar sade ve açık bir dille yazılmıştı ki, film izler gibi okudum diyebilirim. Sadece tek bir eleştirim var bu güzel roman için, Piruze başından geçenleri kendi ağzından arkadaşı Kim’e anlatıyor kitap boyunca ve hikâyesini anlatırken küçük molalarda Kim ile konuşmaları da geçiyor. Ne yalan söyleyeyim pek beğenmedim oraları, konuşmaları da yapmacık geldi bana. Eğer Piruze bu yaşadıklarını günlük şeklinde tutmuş olsaydı, roman’da; sağ üst köşede tarih atılmış günlük sayfalarından oluşsaydı bence tadından yenmezdi. Tabi yine de oldukça başarılı bu romanı çok sevdim. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Arap ülkelerinde hayatın bizdekinden çok farklı olduğunu hepimiz biliyoruz ama yine de o ülkelerde kadın olmanın zorluğunu okumak, bir kadının dramına şahit olmak ne kadar şanslı olduğumuzu bize bir kez daha hatırlatacaktır. Herkese keyifli okumalar dilerim..


