CANAN TAN
Altın Kitaplar
Altın Kitaplar
Şubat 2007, 9. Basım
432 Sayfa
432 Sayfa
MRW:
Uzun zamandır peşinde olduğum kitabı soluksuz okudum sonunda. Okumayanlar için kesinlikle tavsiye bir kitaptır. Yine bir Canan Tan klasiği, güzel bir hikaye, akıcı bir dil, kültürel bir gezi ve sıkmayan, aksine okuyucuyu kendine hapseden bir kitap.
Eğer Canan Tan’ın okuduğum ilk kitabı olsaydı, kesinlikle bayılacağım bir kitap olurdu ama ben Piraye’den önce “Yüreğim Seni Çok Sevdi”’yi okudum ve favorim hala odur. Canan Tan kitap yorumlarımı okuyanlar, takip edenler bunu çok iyi bilir. Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabını yere göğe sığdıramam, herkese tavsiye ederim bol bol. Yorum olarak da bir de Piraye’yi oku yazmışlardı bir çok kez. Galiba büyük beklentilerle okudum Piraye’yi. Buradan sonra kitap hakkında açık eleştiriler geliyor, Piraye’yi henüz okumayan varsa, aşağıdaki paragrafları okumasın derim.
İlk önce şunu söylemeliyim ki; Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabına çok benzer bir konuydu, neredeyse paralel hatlarda bile diyebilirim. İkisi de üniversitede okuyan varlıklı, ailelerinin gözbebeği kızlar. Tabi ki tüm Canan Tan kitaplarında olduğu gibi kızlar o kadar güzel ki çıkma, evlenme teklifleri havalarda uçuşuyor, herkes bu kızlara aşık, fakat bu kızlar çok dik başlı, inat, bildiğini okuyan, büyük aşkını arayan, öyle her erkeğe kolay kolay bağlanamayan tipler ve iki kitapta da bu kızlara şiirler yazan erkekler ve Nazım Hikmet şiirleri. Şair bile aynı yani! Başlayan bir aşk, tutkuyla seven bir erkek (tabi ki zengin bir ailenin oğlu) ama mutsuz sonla biten bir hikaye.. şimdi ben nasıl eleştirmem Canan Tan’ı?
Birbirini tekrar eden iki hikaye.. fakat bence Y.S.Ç.S. kitabı Piraye’den daha başarılıydı, çünkü Piraye’de şöyle tutarsızlıklar vardı bence; Piraye’nin ailesi İstanbullu, kültürlü, varlıklı bir aile, fakat kızlarının Diyarbakırlı, bir şeyhin oğlu, hatta ağa olan bir adamla evlenmesine hiç sorun çıkarmıyor, destekliyor, hatta resmen çanak tutuyorlar. Üstelik Piraye daha kendinden ve bu aşktan emin bile değilken. Zaten kitap boyunca Piraye’nin ağzından Haşim’i çok sevdiği, aşık olduğu, evlenmeye istekliliği hiç duyulmuyor, hatta isteksiz bile. (Burada asıl anlatmak istediğim şehir isimleri falan değil, karakter, gelenek görenek, yaşam tarzı olarak taban tabana zıt aileler olmaları, aradaki uyumsuzluklar, ayrıca bütün bunların üstesinden gelebilecek büyük bir tutku, aşk bile duymuyor Piraye). Üstelik Piraye birkaç kişiyi çok romantik bir aşk istediği ve güzel bir evlilik teklifi yapmadıkları için reddediyor ama bir kere ona salata alınca ve Piraye sana aşığım seninle evlenmek istiyorum deyince işte aradığım buydu diyor ve hop kabul ediyor. Beni hiç tatmin etmedi bu hikaye, bunun gibi bir iki yeri daha komik bile buldum.
Kitabın sonu gerçekten çok iyi bitti Piraye’nin aldığı karar süperdi ama yine de kitabı çok beğenmeme yetmedi ne yazık ki.
Bir kez daha söylüyorum Canan Tan’ın kalemini seviyorum ama ondan farklı konular bekliyorum artık, romanlarında karakterlerin kişilikleri aşağı yukarı aynı; zengin ama dik başlı aile kızları, onlara deli divane olan zengin ve güçlü erkekler, peri masalı gibi bir hayat, mutsuz bir son.. yeter artık, biraz daha yaratıcılık bekliyorum.
Uzun zamandır peşinde olduğum kitabı soluksuz okudum sonunda. Okumayanlar için kesinlikle tavsiye bir kitaptır. Yine bir Canan Tan klasiği, güzel bir hikaye, akıcı bir dil, kültürel bir gezi ve sıkmayan, aksine okuyucuyu kendine hapseden bir kitap.
Eğer Canan Tan’ın okuduğum ilk kitabı olsaydı, kesinlikle bayılacağım bir kitap olurdu ama ben Piraye’den önce “Yüreğim Seni Çok Sevdi”’yi okudum ve favorim hala odur. Canan Tan kitap yorumlarımı okuyanlar, takip edenler bunu çok iyi bilir. Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabını yere göğe sığdıramam, herkese tavsiye ederim bol bol. Yorum olarak da bir de Piraye’yi oku yazmışlardı bir çok kez. Galiba büyük beklentilerle okudum Piraye’yi. Buradan sonra kitap hakkında açık eleştiriler geliyor, Piraye’yi henüz okumayan varsa, aşağıdaki paragrafları okumasın derim.
İlk önce şunu söylemeliyim ki; Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabına çok benzer bir konuydu, neredeyse paralel hatlarda bile diyebilirim. İkisi de üniversitede okuyan varlıklı, ailelerinin gözbebeği kızlar. Tabi ki tüm Canan Tan kitaplarında olduğu gibi kızlar o kadar güzel ki çıkma, evlenme teklifleri havalarda uçuşuyor, herkes bu kızlara aşık, fakat bu kızlar çok dik başlı, inat, bildiğini okuyan, büyük aşkını arayan, öyle her erkeğe kolay kolay bağlanamayan tipler ve iki kitapta da bu kızlara şiirler yazan erkekler ve Nazım Hikmet şiirleri. Şair bile aynı yani! Başlayan bir aşk, tutkuyla seven bir erkek (tabi ki zengin bir ailenin oğlu) ama mutsuz sonla biten bir hikaye.. şimdi ben nasıl eleştirmem Canan Tan’ı?
Birbirini tekrar eden iki hikaye.. fakat bence Y.S.Ç.S. kitabı Piraye’den daha başarılıydı, çünkü Piraye’de şöyle tutarsızlıklar vardı bence; Piraye’nin ailesi İstanbullu, kültürlü, varlıklı bir aile, fakat kızlarının Diyarbakırlı, bir şeyhin oğlu, hatta ağa olan bir adamla evlenmesine hiç sorun çıkarmıyor, destekliyor, hatta resmen çanak tutuyorlar. Üstelik Piraye daha kendinden ve bu aşktan emin bile değilken. Zaten kitap boyunca Piraye’nin ağzından Haşim’i çok sevdiği, aşık olduğu, evlenmeye istekliliği hiç duyulmuyor, hatta isteksiz bile. (Burada asıl anlatmak istediğim şehir isimleri falan değil, karakter, gelenek görenek, yaşam tarzı olarak taban tabana zıt aileler olmaları, aradaki uyumsuzluklar, ayrıca bütün bunların üstesinden gelebilecek büyük bir tutku, aşk bile duymuyor Piraye). Üstelik Piraye birkaç kişiyi çok romantik bir aşk istediği ve güzel bir evlilik teklifi yapmadıkları için reddediyor ama bir kere ona salata alınca ve Piraye sana aşığım seninle evlenmek istiyorum deyince işte aradığım buydu diyor ve hop kabul ediyor. Beni hiç tatmin etmedi bu hikaye, bunun gibi bir iki yeri daha komik bile buldum.
Kitabın sonu gerçekten çok iyi bitti Piraye’nin aldığı karar süperdi ama yine de kitabı çok beğenmeme yetmedi ne yazık ki.
Bir kez daha söylüyorum Canan Tan’ın kalemini seviyorum ama ondan farklı konular bekliyorum artık, romanlarında karakterlerin kişilikleri aşağı yukarı aynı; zengin ama dik başlı aile kızları, onlara deli divane olan zengin ve güçlü erkekler, peri masalı gibi bir hayat, mutsuz bir son.. yeter artık, biraz daha yaratıcılık bekliyorum.



