Yusuf Atılgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yusuf Atılgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Aylak Adam - Yusuf Atılgan


AYLAK ADAM
YUSUF KREDİ YAYINLARI
Yapı Kredi Yayınları
Mayıs 2011, 23.Basım
158 Sayfa

AFD:
   Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor. (sf: 61) diye düşünen karakterin bir isme sahip olması ne kadar mümkündür ki? Yok, karakterimizin bir ismi yok, sadece "C" diye biliyoruz onu. Peki bu "C" ne yapar? Necidir? Bu sorulara cevabı: "Aylakım ben" "Aylaklık dünyanın en zor işi" oluyor.


   Bir işi, hatta ismi bile olmayan bir karakterin romanı Aylak Adam. İşi yok derken bizim kalıplarımıza göre bir işi yok, oysa o; kimsenin görmediği, farketmediği ayrıntılar üzerine kafa yoran (sokaklara isimlerinin neden verildiğini düşünmek gibi), diğer insanların bu tekdüze hayatta nasıl varolduklarını her an sorgulayan ve gerçek, saf aşkı arayan bir "aylak".

   Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde pakatlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız? (sf:39)

  Babasından kalan evlerin kirasıyla geçinen, paraya değer vermeyen, yalnız "C" için hayat aslında iki kişiliktir. Sürekli bu ikinci kişiyi arıyor, yollarda, tramvayda, vapurda... Bazen bulduğunu sanıyor ve onun için günlerce kahve köşelerinde pinekleyebiliyor. Çok yakınlaşırken aradığına, aslında bulduğunun da; sıradan, "diğer insanlar ne der acaba" diye düşünen, "hayat sadece iki kişiliktir" düşüncesine uymayan bir insan olduğunu görüp, tekrar yollara düşüyor, aramak için... Acaba onu bulabilecek mi?

"Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı." (s.156)


 Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan "Aylak Adamı mutlaka okunmalı, " "Aylak Adam"ı çok sevdim yok mu bunun gibi karakterler?" diyenler içinde Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna"sı ve Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ı ideal olacaktır.

Altı Çizilesi:
 Kitapta çok güzel tespitler, altı çizilecek mükemmel cümleler var. İşte bunlardan bazıları...

Ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz. (sf:10)

Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu? (sf:11)

Biriniz gitse 'İki Öksüzler Sokağı'nın resmini yapsa ne olur? Hem sokağı, hem dirsekteki 'Ah'ı, hem iki öksüzü bize anlatacak sizler değilmisiniz? Ama çıkamazsınız burdan. Çekinirsiniz. Ya soğuktan, ya sıcaktan, ya da sokağın önüne sehpayı kurduğunuz zaman insanların alayından korkarsınız. Oysa bir başlasanız alışacak hepsi; bir gün yaptığınız resma merakla bakan bir haylaz oğlandan başka kimse görmeyecek sizi. Çekinmeyin... (sf:15)

Doğru, hep başkayız. Ayak bastığımız yer dünyanın merkezi oluyor. Her şey bizim çevremizde dönüyor... (sf:15)

İki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi. Düşünüyordu: "Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar." ... "Bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. Kocaman sinemalar yapmalı. Bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. İyi bir film görsünler. Sokağa hep birden çıksınlar..." (sf:18)

Birden kendi kapısını kapamadığı aklına geldi. Hırsız girse bile kitapları çalmazdı. Ötekiler umrunda değildi. (sf:36)

Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde pakatlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız? (sf:39)

Günlerin adı,sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir. Bugün,şimdilik "paltosunu ilk çıkardığı gün"dü,sonra "Güler'i ilk gördüğü gün" olacaktı. (sf:47)

 "Siz anlanamaz, sen anlanır. Bazı kitaplarda sizi seviyorum'u okuyunca gülerim. Sanki siz sevilebilirmiş! Sen sevilir, değil mi?" (s.63)
 
"Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı." (s.109)


"İnsanlar haksızken daha çok bağırır." (s.137)

"İki insan ayrılırken birbirlerinde bir şeyler bırakıyorlardı." (s.142)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...