Çevirmen: Jülide Kayaş
İthaki Yayınları
Ağustos 2006, 1. Baskı
(Orijinal İlk Basım 1909)
(Orijinal İlk Basım 1909)
470 Sayfa
- Okur Testi için lütfen tıklayınız -
Lütfen kitabı okumayanlar aşağıdaki bölümü okumasın.
AFD:
Martin Eden yine Kitap Kardeşliği ile okuduğum bir kitap oldu. Okuduğum ilk Jack London kitabı, aslında Kitap Kardeşliği'nde ayın kitabı olarak seçilmese okuyacağım son Jack London kitabı olurdu. Neden mi? :) Çünkü Martin Eden'in yazarın hayatından izler taşıyan otobiyografimsi bir kitap olduğunu biliyordum. Bu sebeple Jack London'un ilk olarak yazdığı kitaplarını okumak, Jack London hakkında bilgi sahibi olduktan sonra Martin Eden'in sayfalarını aralamak bana daha fazla haz verirdi diye düşünüyorum. İlk başta Martin Eden'i okumanın artı yönleri de yok değil tabii, bundan sonra okuyacağım her Jack London kitabının yazım serüvenini biliyor olacağım.
Martin Eden'de genç bir insanın, yazar olma isteği ve yaşadığı zorluklar anlatılıyor. Martin Eden işçi sınıfı bir aileden gelir. Geçimini denizcilikle, uzak ülkelere seyahat eden gemilerde çalışarak kazanır. Bir kavga sırasında tanıştığı Arthur, onu ailesi ile tanıştırmak için evlerine getirir. Arthur'un ailesi oldukça zengindir ve bu Martin'in hayalini kurduğu, içinde olmak istediği yaşamdır. Evde Arthur'un kardeşi Ruth ile tanışır ve aşık olur. Artık tek amacı vardır; zengin ve soylu biri olmak. Bu uğurda sürekli kendini geliştirmeye çalışır. Elinden kitaplar düşmez ve bir yazar olma hayaliyle yazar durur. Etrafında hiç kimse hatta sevgilisi bile kendine inanmasa da o yazar olacağına inanır ve sürekli yazar ve yazılarını cebindeki son parasını da harcamak uğruna dergilere gönderir.
Kitap hakkında bu kadar bilgi yeter. :) Martin'in yazar olma serüveni, Ruth ile olan aşkı, Ruth'un ailesinin bu ilişki hakkındaki tutumu, Martin'in açlık ve hastalıkla mücadelesi ve en önemlisi Martin'in yazar olduktan, amacına vardıktan sonra yaşadıkları Martin Eden'in sayfaları arasında gizli.
Beni kitapta en çok etkileyen cümle Martin'in söylediği "İş bitmişti" cümlesi oldu. Tüm kitabı özetleyen bir cümle aslında. Kitabın sonu da beni oldukça etkiledi. Martin Eden'in Jack London'un biyografisi gibi olduğunu bildiğimden böyle bir son beklemiyordum açıkçası.
Martin Eden gerçekten de bir başyapıt ve kesinlikle önerilen kitaplar listesinde.
- Okur Testi için lütfen tıklayınız -
Lütfen kitabı okumayanlar aşağıdaki bölümü okumasın.
![]() |
| metroactive.com |
Bu fotoğrafta bulunanlar; altta uzanan genci tanıyorsunuzdur, bilmeyenler için söyleyeyim kendisi Jack London olur. Sol üstte bulunan kişi eşi Elizabeth (Bessie) Maddern, sağ üstte bulunan kişi ise ilk sevgilisi Mabel Applegarth'mış, yani Martin Eden'deki ismiyle Ruth Morse...
Martin Eden ve sonu için Jack London'un söyledikleri;
"Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim? Martin Eden bendim. Martin Eden bir bireyci idi, bense bir Sosyalist. İşte bu nedenden ben yaşamaya devam ediyorum ve işte bu nedenden Martin Eden öldü. ... Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz."
Altı Çizilesi:
"Eninde sonunda büyük ve başarılı bir gazeteci olacak. Vicdan yok bu delikanlıda.Sadece bu bile onun büyük bir adam olmasına yeter."
"Yazamayan insanlar, yazan insanlar üzerine çok fazla şey yazıyorlar."
"Tüm editörlerin yüzde doksan dokuzunun temel niteliği başarısızlıktır. Yazar olarak başarılı olamamışlardır. Onların masabaşı işinin tekdüzeliği, tirajlarına ve derginin idare müdürüne köle olmayı yazmanın zevkine yeğ tuttuklarını sanma. Hepsi yazmayı denemiş ama başarısız olmuştur. İşte, lanet olası ikilem burada başlıyor. Edebiyatta başarıya giden merdivenin her basamağı, edebiyatın başarısız yaratıkları olan bekçi köpekleri tarafından korunur."
"Dünyadaki müzik otoriteleri haklı olabilir. Ama ben benim. Kendi beğenimin, çoğunluğun beğenisine boyun eğmesine izin veremem. Eğer bir şeyden hoşlanmıyorsam ondan hoşlanmıyorumdur, hepsi bu; ve çoğunluk hoşlanıyor ya da hoşlandığını sanıyor diye, hoşlanıyormuş gibi yapmam için tek bir neden yok. Hoşlandığım ve hoşlanmadığım şeyler konusunda modaya uymam."
"Dünyadaki müzik otoriteleri haklı olabilir. Ama ben benim. Kendi beğenimin, çoğunluğun beğenisine boyun eğmesine izin veremem. Eğer bir şeyden hoşlanmıyorsam ondan hoşlanmıyorumdur, hepsi bu; ve çoğunluk hoşlanıyor ya da hoşlandığını sanıyor diye, hoşlanıyormuş gibi yapmam için tek bir neden yok. Hoşlandığım ve hoşlanmadığım şeyler konusunda modaya uymam."

