MRW:
Bukre, Kahraman Tazeoğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Kendisi Çanakkale'ye imza gününe geldiğinde almıştık bu kitabı. Bu aralar çok popüler, ben de okuyayım aradan çıksın dedim. Sanırım yazın tatilde şezlongda dinlenirken okusaydım daha çok beğenebilirdim, biraz zamanlama hatası oldu benim açımdan, çünkü buram buram AŞK kokan bir kitap ve aslında çok da severek okuduğum bir tarz değil.. Aslında konusu beni şaşırttı çünkü daha farklı bekliyordum, ilk sayfadan sonu tahmin edilebiliyordu, okuyucuyu şaşırtmayan bir hikaye seçmiş Kahraman Bey.
Şu an hala çok okunanlar ve satanlar listesinde, çok bunaldığınızda veya dediğim gibi otobüs yolculuğu ya da tatilde okunulabilir bir kitap, en azından kafa dağıtır. Yazarın emeğine saygım sonsuz, sadece biraz genç kız romanlarına benziyordu, ortaokul ve lise öğrencilerine hitap eden bir kitap olmuş bence. Haa, tabi eğer iflah olmaz bir romantikseniz tam size göre bir roman da diyebilirim :)
Çok fazla söz sanatı vardı, bu kadar fazla olması beni baydı malesef, yazar tadında bırakmalıydı, neredeyse her satırı aşk hakkında felsefik sözler doluydu. Tek eleştirim; Selim ve Bukre dışarıda gezerken veya birlikte otururlarken bile süslü, şaşaalı sözlerle konuşuyorlardı birbirleriyle ve bu bana pek gerçekçi gelmedi nedense.. orta okuldayken bir ajandam vardı böyle sözleri yazdığım o günleri hatırlattı bana, nostalji oldu :)
Hemen bir kaç örnek yazayım kitaptan;
Hayır... Yalnız değilim, tıklım tıklım sensizim!
Söyle, kimin hatasıydın sen; bedeli bana ödetilen?
Senin yolun bir tek sana gider, benim yolum yalnızca senden geçer. Sen bencil, ben sencil.
Beni severken kimi unutmaya çalışıyordun?
Sen benim yerde bulduğum gökyüzümdün.
Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.
Öyle bir söz yazarsın ki bütün bir hayatı anlatır, öyle bir hayat yaşarsın ki bütün sözler anlamsız kalır.
Sen beni değil, geçmişindeki geçmeyeni seviyorsun!
Neden bu kadar yalnızım biliyor musun? Çünkü insanları iyi tanırım. Yalanı gözünden anlarım. Yalanlar çok konuşur. Yalancılar, kelimelerle açtıkları yaraları suskunluklarıyla örtüp giderler. Daha da gidecekler. Çünkü herkes yalanlarıyla gider, ben inandığımla kalırım.
Meğer her şeyimmiş gibi davranan hiçbir şeyimmişsin sen!
Öyle bir kederdi ki yokluğun, kendi yaramı bile tanıyamadım. Soruyorum sana; içinden atamadığın hangi aşkın artığıydım? Kimin intikamı benden alındı? Ömrünün kaçıncı aşkında bana gelmiştin ve hangi durakta inecektin? Ellerin bendeyken kalbin kimdeydi?
Dediğim gibi Kahraman Tazeoğlu Çanakkale'ye imza gününe geldiğinde almıştık Bukre'yi. Kahraman Bey neredeyse tüm Türkiye'yi gezdi, her gün bir şehirde imza günü vardı. Keşke diğer yazarlar da Kahraman Bey kadar duyarlı olsalar, en azından okuyucularına saygıdan 2-3 yılda bir birçok şehri kapsayan imza günleri düzenleseler. Sadece büyük şehirlerde imza günlerinin olması haksızlık. Zaten halk için yazıyorlar ama maalesef halkla bir araya gelenlerin sayısı çok az. Neredeyse yolda görsek tanıyamayacağız en sevdiğimiz yazarları.
