Yazar Ayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazar Ayları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2013 Pazar

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş - Jose Saramago

ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
Orjinal Adı: As Intermitências da Morte
JOSE SARAMAGO
Çevirmen: Mehmet Necati KUTLU
Kırmızı Kedi Yayınları
Temmuz 2013, 1. Baskı
204 Sayfa

AFD:
    Herkesin gittiği illerden bir hatıra alma tutkusu vardır, bizim de her ilden en az bir kitap alma tutkumuz var, o ilin hatırası olması adına. Yazar Ayları Ekim yazarı Jose Saramago seçildi. Ben de iş için gittiğim Erzincan'dan, araştırıp almak istediğim Yitik Adanın Öyküsü ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş arasında bir seçim yaparak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ile döndüm. Elimdeki kitap yolda bitince hemen Josê Saramago'nun dünyasında kayboldum.

    Kitabın tanıtımını okuduğumda, çok değişik bir serüvenin beni beklediğini tahmin edebiliyordum. Birkaç sayfa okuyunca da İyi ki Yazar Ayları Ekim yazarı Saramago seçilmiş diye düşündüm. Çünkü bu kitap benim Saramago'yla tanışma kitabım olmuştu ve Saramago beni birkaç sayfada kendisine hayran bırakmıştı.

      Okurken sürekli Saramago'nun ne kadar zeki bir yazar olduğunu düşünüp durdum. Bazen düşünürüz "keşke herkes zengin olsaydı" ya da "dünyada hiç savaş olmasaydı ne olurdu?" diye, Saramago'da "bir ülkede hiç ölüm olmasaydı ne olurdu?" diye düşünmüş. Evet kitabımız bir ülkede bir anda ölümün ortadan kalkmasını anlatıyor. Bir yılbaşı gecesi o ülkede ölüm son buluyor, yaşaması imkansız hastalar, intihar edenler, organlarını kaybedenler bile ölmüyor. Saramago bu değişik konuyu işlerken ölümün durmasının etkilerini tüm yönleriyle ele alıyor. Bu olaya sevinenler, üzülenler, bu olayı fırsata çevirenler ve olaydan zarar görenlerin yaşadıkları çok akıcı bir üslupla ve mükemmel bir hicivle anlatılıyor.

   Peki bu ölünmeyen ülkedeki sorunlarla nasıl başa çıkılacaktır? Ya, ölümsüzlük ne zamana kadar sürecektir? Cevapları, zevkle okuduğum ve kesinlikle tavsiye ettiğim Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'un sayfalarında gizli. Bu arada kitabın ilk cümlesi ve son cümlesinin aynı olduğunu belirtmeden geçmeyelim; "Ertesi Gün Hiç Kimse Ölmedi."


   Kitabın içeriğinden ziyade, yazımı ve basımı ile ilgili birkaç kelâm etmek istiyorum. Öncelikle paragrafların azlığından bahsetmek lazım. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi bazı sayfalarda hiç paragraf yok. Bir oturuşta bitmiyor ki kitap, yok çocuk ağlıyor, yok telefon çalıyor... Bazen nerede kaldığımı bulmak için tüm sayfayı yeniden okuduğum oldu. :) İkinci olarak konuşma metinlerine paragrafın içinde yer veriliyor. Bu da bazen kimin neyi söylediğini anlamamızı oldukça zorlaştırıyor. Son olarak da hiçbir özel isim büyük harfle yazılmamış ve kesme işareti kullanılmamış. Acaba bunlar Saramago'nun kendi tercihlerimi diye merak ediyorum. Saramago'nun tercihleri ise de özel isimlerin küçük yazılması (kitapla ilgili olduğundan) hariç diğerlerini sevmedim. Gerçekten okumayı zorlaştırıyorlar.
 
Altı Çizilesi:
   Her millet hak ettiği hükümet tarafından yönetilir.


   İnsan olmanın ne demek olduğunu her geçen gün daha az bileceğiz.
                                                                         Kehanetler Kitabı

Kitabın Tanıtımından: 
   Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

  İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

   Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuşu, başladığı gibi bitiriyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."

4 Ekim 2013 Cuma

Cep - Stephen King

CEP
Orjinal Adı: Cell
STEPHEN KING
Çevirmen: Canan KİM
Altın Kitaplar
Eylül 2006, 5. Baskı
430 Sayfa

AFD:
   Daha önce de bahsettiğim Yazar Ayları'nda Eylül yazarı Stephen King seçilmişti. Uzun zamandır Stephen King okumuyordum, Yazar Ayları'nı fırsat bilerek Cep adlı kitabı okumaya başladım.

    Cep klasik bir Stephen King kitabıydı. Stephen King bazı kitaplarını yazmadan önce "Acaba bu sıradan olay sıradanlıktan çıksa nasıl olurdu?" diye düşünüyor ve sonrada düşündüğü olayın etrafında bir hikaye yazarak o olayı süsleyip bize sunuyor diye düşünüyorum. Mesela Sis'te tüm dünyada sıradan olan sisin, insanları öldüren bir canavara dönüşmesi ve Christine'de de bir arabanın canlanması gibi, Cep'te de adından anlaşılacağı gibi cep telefonları birer canavara dönüşüyor diyebiliriz.


   Her gün gibi çok sıradan bir gün iken, bir anda olaylar değişir. Cep telefonları aracılığıyla hızlı bir virüs yayılır ve her cep telefonu kullanan ve cep telefonu sinyaline maruz kalan herkes bir nevi canavara dönüşür. Günümüzde nüfustan çok cep telefonu olduğunu düşünürsek. Virüsten etkilenmeyen ise çok az sayıda cep telefonu kullanmayı tercih etmeyen kişilerdir. Kitabımızda bu az sayıda kahramanlarımızın yaşadıklarını ve ailelerine kavuşma isteklerinin serüvenini anlatıyor.
Cep'in ilk sayfalarının karikatürize edilmiş hâli.
wiki-land.wikispaces.com

    En son Stephen King kitabımı kaç sene önce okuduğumu hatırlamıyorum ama kesinlikle King'in tarzını özlemişim. Hızla gelişen olaylar ve King'in usta kurgu yeteneğiyle yazılmış Cep romanından keyif aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitabın Tanıtımından: 
Günlük yaşamın vazgeçilmezi olan cep telefonları
hayatımızı kolaylaştıran bir araç mı, yoksa kıyametin habercisi mi?

   Ekim ayının sıradan bir günüydü. Borsa 10.140 seviyesinde, uçaklarsa normal seferlerine devam ediyorlardı. Boston'da Boylston Caddesi'nde sevinçten adeta uçarcasına yürüyen Clayton Riddell içinse hayat çok daha mutlu ve umut vericiydi. İyi bir çizgi roman anlaşması yapmış, geleceğin umut dolu kapıları artık önünde açılmaya başlamıştı. 

   Ancak, her şey bir anda olup bitti. Tahribatın nedeni, herkesin cep telefonlarından yayılan ve sonradan frekans adıyla anılacak olan fenomendi. Clay ve bu faciadan canını kurtaran birkaç kişi, kendilerini medeniyetin zifir karanlık çağında, etraflarını saran kaos ve inanılmaz bir katliamın içinde bulurlar. Frekans yüzünden insanlar akıldan yoksun bir sürüye dönüşürler. Ve onlar için evrim başlar...

25 Ağustos 2013 Pazar

Yokyer - Neil Gaiman

YOKYER
Orjinal Adı: Neverwhere
NEIL GAIMAN
Çevirmen: Evrim ÖNCÜL
İthaki Yayınları
Ekim 2012, 2. Baskı
375 Sayfa

AFD:
   Daha önce de çok dile getirdiğim gibi; fantastik öğelerin işlendiği kitaplardan pek hazzetmem. Yazar Ayları Ağustos ayı yazarı Neil Gaiman seçilince de; romanlarıyla tanışmak istememe rağmen, ki methini o kadar çok duymuştum, kitaplarının fantastik öğeler içerdiğini bildiğimden dolayı biraz çekindim.

   Pinuccia'nın habersiz yaptığı çekilişin kazananlarından biri olduğumuzu ve bize Neil Gaiman'ın bir kitabını hediye edeceğini öğrendiğimizde, Pinuccia'nın blogumuza bıraktığı tavsiyesi ve içeriğinden dolayı bana en yakın gelen kitap olarak Yokyer'i seçtim. İyi ki de seçmişim.

   Öncelikle Yokyer'in Neil Gaiman'ın yazıp yönettiği 6 bölümlük Neverwhere adlı dizinin kitaplaştırılmış hali olduğunu belirterek başlayayım. 
Neverwhere dizisinden bir sahne
riddleshouse.proboards.com

Yokyer'in Çizgi Roman Versiyonu
www.comicvine.com
  Yokyer'le yaşadığım maceram nasıl geçti? Belirttiğim gibi daha çok gerçek dünyada yaşanmış veya yaşanması muhtemel konuları okumayı seviyorum, birden ortaya çıkan canavarlar ve yaratıkların olduğu kitaplarla aram pek yoktur. Yokyer'de de yaratıklar, konuşan sıçanlar vb. öğeler olduğu halde, benim için çok güzel bir okuma süreci oldu. Okuduğum her satırdan zevk aldım. Neil Gaiman'ın kalemi, gerçeküstü dünyadan hiç zevk almayan benim için bile okunulası bir kitap haline getirmiş. 

   Biraz da kitabın içeriğinden bahsedelim. İşinde başarılı, gayet düzgün bir adam olan Richard Mayhew nişanlısıyla önemli bir yemeğe giderken, bir anda karşılarına yaralanmış bir kız çıkar. Nişanlısının tüm ısrarına rağmen Mayhew kıza yardım etmek ister ve eder. Tabii artık nişanlı değildir. Kız doktora ya da polise gitmek istemez, Mayhew'de kızın bu isteğine uyarak kızı evinde tedavi eder. Buradan sonra işler karışır.

   Kızın peşinde birileri vardır. Mayhew kıza yardım etmeye çalışır. Fakat bir gün uyandığında yaşadığı çevrede kimse onu tanımamaktadır. İşyerinde artık bir masası yoktur. Onun artık Yukarı Londra'da bir varlığının bir önemi yoktur. 

   Evet işte olayların garipleştiği yer burası, Mayhew'in yardım ettiği kız Aşağı Londra'dan gelmektedir ve Mayhew'de artık Aşağı Londra'dadır. Gerçek hayatına dönmek, işine kavuşmak ve nişanlısıyla barışmak ister. Acaba bunları başarabilecek midir? Aşağı Londra'da onu neler beklemektedir?

   Kitabı okurken Londra'da bulunan metro duraklarına verilen isimlerle Neil Gaiman'ın yaptığı oyunları okurken İstanbul'da bulunan semtleri düşünmedim değil. Shepherd's Bush (Çoban Çalılığı)'nda çobanlar yaşaması, Earl's Court (Kont'un Sarayı)'nda bir kont olması gibi Paşalimanı'nda bir paşanın, Selamsız'da selamsızların Azapkapı'da azap çektiren bir kapının olduğu bir kurgu okumak istedim doğrusu. Neil Gaiman bir de İstanbul için böyle bir kitap yazsa... 

    Kitap içeriği hakkında önemli bir bilgi olabilir, kitabı okumayanlar bu kısmı okumasın. Kitapta beni en çok etkileyen Richard Mayhew'in mızmız bir sünepeden yavaş yavaş bir kahramana dönüşmesi oldu. 

   Son olarak önerir miyim? Kesinlikle öneririm, bundan sonra ne zaman bu dünyadan bir nebze uzaklaşıp yeni bir dünya keşfetmek istersem Neil Gaiman'ın kalemine sığınacağım.

30 Haziran 2013 Pazar

Mefisto Kulübü - Tess Gerritsen


MEFİSTO KULÜBÜ
Orjinal Adı: The Mephisto Club
TESS GERRITSEN
Çevirmen: Boğaç Erkan
Doğan Kitap
4. Baskı
321 Sayfa
MRW:
   Pinuccia’ya söz verdiğim gibi bu ay Tess abla kitaplarından Mefisto Kulübü’nü okudum. Siliniş ve İkiz Bedenler’i uzun zaman önce okumama rağmen daha önce bir türlü yorumlayamamıştım. Hazır yazar aylarında konuk yazar Tess seçilmişken fırsat bu fırsat hemen yazayım dedim.

   Rizzoli&Isles serisinin ilk 5 kitabı oldukça güzeldi zaten blogdan bu 5 kitap hakkındaki yorumlarıma bakabilirsiniz. Ancak Mefisto Kulübü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kitap okuyucuyu saran bir şekilde başlasa da benim için aynı tempoda bitmedi. Mefisto Kulübü beni nedense hiç çekmedi. Jane ve Maura yine omuz omuzaydı ama bana ilk 5 kitabın tadını veremedi. Konu itibariyle iblis yani şeytan bolca konuşuldu belki bu da beni itmiş olabilir, bilemiyorum.

   Lily Saul ile ilgili kısımlar çok esrarengiz başladı ama bence yazar genel olarak kitaba Lily hakkındaki heyecanı tam olarak yansıtamamış, sonlara doğru heyecanın etkisi düşmüştü. Özellikle 1. bölüm benim için çok iyi bir başlangıçtı ama sayfalar ilerledikçe kitaptan soğudum. Hikayenin sonu ise beni şaşırttı, kilit ismi tahmin etmem mümkün değilmiş zaten. Yine de çok tavsiye edeceğim bir kitap olmadı Mefisto Kulübü. Bakalım serinin devam kitabı Ruh Koleksiyoncusu beğenimi kazanacak mı? Tabi ne zaman sıra gelir kim bilir :)


Kitabın Tanıtımından:
    Şeytanın varlığı bir gerçek. Şeytan caddelerde aramızda yürüyor. Ve Şeytan, sinsice aramıza karışıp şekilden şekile giriyor...

    Beacon Hillde bir grup insan Şeytanı her yönüyle analiz etmeyi amaçlıyordu. Şeytan, bilimsel olarak açıklanabilir miydi Fiziksel bir görünüşü var mıydı İblisler yeryüzünde geziniyorlar mıydı Tarihin karanlıkta kalan yönlerinin, açıklanamayan olay ve sembollerinin mistik cazibesine kapılan Mefisto Kulübü üyeleri şu teoriyi kanıtlamaya çalışıyordu: Şeytan aslında içimizde...

    Eşiklerine bırakılan dehşet verici ceset, birilerinin ya da bir şeyin şehirde kendine kurban aramak için kol gezdiğinin açık bir işaretiydi. Kulüp üyelerinin kanıtlamaya uğraştıkları teori, artık onlar için büyük bir tehlike ve korku kaynağıydı. Bu acımasız katil aralarından biri olabilir miydi Ya da istemeden Şeytanın gizlendiği karanlıktan çıkmasına mı yol açmışlardı. Bu kafa karıştırıcı ve sıradışı olayları derinlemesine araştıran Maura ve Jane kötülüğün kalbine doğru dönüşü olmayan, dehşet verici bir yolculuğa çıkarlar. Kariyerleri boyunca karşılaştıkları en sadist düşmanla yüz yüze gelmek üzeredirler. Üstelik bu düşman bir başlangıç yapmıştır, henüz...

26 Haziran 2013 Çarşamba

Siliniş - Tess Gerritsen

SİLİNİŞ
Orjinal Adı: Vanish
TESS GERRITSEN
Çevirmen: Selim YENİÇERİ
Martı Yayıncılık
2011, 1. Baskı
464 Sayfa
MRW:
   Rizzoli & Isles serisi İkiz Bedenler’den sonra Siliniş ile devam ediyor. Peki fazla ayrıntıya inmeden olaylara şöyle bir göz atalım bakalım; Rizzoli–Gabriel çifti kızlarını kucaklarına alıyor hem de oldukça heyecanlı bir biçimde. Ee, dedektif Rizzoli’ye de böylesi yakışırdı zaten. Artık Regina da aramıza katılıyor. Doktor Isles bu kitapta göz önünde değil, o kendi halinde otopsilerini yapmaya devam ediyor. Peki, bu kez Jane kimlerle uğraşıyor? Yasa dışı yollardan kandırılarak ülkeye sokulan kızlar kitabımızın konusunu oluşturuyor. Mila, Olena ve Joe seslerini duyurmak istiyorlar. Bakalım bu kez Jane neler yapabilir?

   Serinin bu kitabını beğendim mi? Cevabım evet hatta İkiz Bedenler’den daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Jane’in konu olduğu hikayeler beni daha çok çekiyor sanırım. Serinin güzel kitaplarındandır, herkese keyifli okumalar dilerim..

Kitabın Tanıtımından:
   Kendini bir rehine krizinin yanlış tarafında bulunca, hamile olan cinayet masası detektifi Jane Rizzoli, hayatının en mutlu saatleri olabilecek süreçte kendini tam bir kâbusun ortasında bulur. 

   İsimsiz, güzel bir kadın, morga ceset olarak getirilir. Fakat Boston'lu tıp uzmanı Maura Isles ceset torbasını açıp baktığında, unutamayacağı bir korku yaşar: Ceset gözlerini açar!

   Hâlâ hayatta olan kadın hastaneye yetiştirilir, ama tuhaflıklar çok geçmeden ölümcüllüğe dönüşür. Kadın, son derece soğukkanlı bir şekilde güvenlik görevlisini öldürerek hastaları rehin alır... Aralarından biri hamile cinayet detektifi Jane Rizzoli'dir.

   Bu şiddet eğilimli, çaresiz ruh kimdir ve istediği nedir Gergin saatler ilerlerken Maura, Jane'in kocası FBI ajanı Gabriel Dean'le işbirliği yaparak gizemli katilin kimliğini araştırmaya başlar. Federal ajanlar aniden ortaya çıkınca, Maura ve Gabriel sıradan bir rehine krizinden çok daha derinlere uzanan bir olayla karşı karşıya olduklarını anlarlar. 
   Bu gizemin anahtarını sadece silahlı çılgın kadınla kapana kısılmış olan Rizzoli elinde tutmaktadır...
   Tabii eğer hayatta kalırsa.

15 Haziran 2013 Cumartesi

İkiz Bedenler - Tess Gerritsen

İKİZ BEDENLER
Orjinal Adı: Body Double
TESS GERRITSEN
Çevirmen: Bahar ÇELİK
Martı Yayıncılık
2011, 1. Baskı
448 Sayfa
MRW:
   Pinuccia’nın ev sahipliği yaptığı Yazar Ayları'nda Haziran ayı Tess Geritsen ayı olarak seçildi. Daha önceden okumuş olduğum “İkiz Bedenler”i bir türlü bloga yazma fırsatım olmamıştı. Pinuccia sayesinde hazır yeri gelmişken bu ay kitabın postunu hazırlayayım dedim. Yine bu sayede uzun bir ara verdiğim Tess kitaplarına “Mefisto Kulübü” ile geri dönmüş bulunuyorum.

   Rizzoli&Isles serisi Günahkar’dan sonra İkiz Bedenler ile devam ediyor. Bu kez başrolde Dr. Isles var (Maura). Hikaye Maura’nın yurt dışından dönmesi ve kendi evinin önünde işlenen bir cinayet sahnesiyle başlıyor. Maura’nın kendisi dahil tüm polis ekibini şoke eden bu cinayet Maura’yı kendi hayatıyla ilgili birçok sorunun cevabını bulmaya itecektir. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim; cinayete kurban giden Anna Jessop’a yapılan otopsi kitapta öyle ince ayrıntısına kadar anlatılmış ki midem bulandı ve bir kez daha istesem de doktor olamayacağımı anladım :)

   Kitapta Rizzoli daha geri planda ve hamile, ama heyecan yine de hız kesmiyor. Jane’in bebeğiyle konuşmaları da oldukça eğlenceli. Şöyle ki;

   “Yerleş artık ufaklık, beni duyuyor musun? Bütün gün bana boks çuvalı muamelesi yaptığın yetmiyor, geceleri de mi seninle uğraşacağım. Kaba kuvvetle dışarı çıkamazsın. Bu kungfu sevdasından vazgeç artık tamam mı?”

31 Mayıs 2013 Cuma

Güneşi Uyandıralım - Jose Mauro de Vasconcelos

GÜNEŞİ UYANDIRALIM
Vannos Aquecer o Sol
JOSE MAURO de VASCONCELOS
Çevirmen: Aydın EMEÇ
Can Yayınları
1996, 15.Baskı
254 Sayfa

AFD:
   Ne zamandır severek takip ettiğim bloglardan Pinuccia'nın Kitapları öncülüğünde devam eden Yazar Ayları'na katılmak istiyordum. Sonunda bu ay katılabildim. Gerçi ne kadar hakkını verebildim bilmiyorum ama olsun yine de ayın son gününe Güneşi Uyandıralım'ın yorumunu yetiştirebildim. :) Bu ay Vasconcelos ayıydı, Haziran ise Tess Gerritsen ayı. Etkinliğe katılmak isterseniz; buradan buyurun...

   Güneşi Uyandıralım, Şeker Potakalı kitabının devamı. Yani küçük afacan Zeze'nin maceraları devam ediyor. Şeker Portakalı'nı geçen aylarda "yasaklansın" diye çıkan tartışmalardan sonra okumuş ve çok beğenmiştim. (Şeker Portakalı'ndaki Müstehcen Kelimeler)

    Şeker Portakalı'nda olduğu gibi Zeze afacanlıklarına devam ediyor, fakat bu sefer ailesinin yanında değil. Daha iyi şartlarda yaşasın ve okusun diye koruyucu bir ailenin yanında. Yeni ailesiyle yaşadığı alışma süreci, okulunda yaşadıkları, onu anlayan belki de tek kişi olan peder Fayolle, yeni Şeker Portakallar'ı; Adam, Maurice, Tarzan gibi niceleriyle beraber paylaştığı dünyası ve Zeze'nin ilk aşkı keşfetme serüveni Güneşi Uyandıralım'da.

    Her yaştan insana hitap eden Zeze'nin maceraları bence mutlaka okunmalı...

  Yazar Ayları, Mayıs Ayı etkinliğinde Vasconcelos kitapları okuyup paylaşan diğer arkadaşlarımız:

Kitap Rüyası / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Hayal@ / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Moriçe / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Moriçe / Güneşi Uyandıralım / Değerlendirme
Moriçe / Deli Fişek / Değerlendirme
Asime / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Pinuccia'nın Kitapları / Yaban Muzu / Değerlendirme
Settie / Kırmızı Papağan / Değerlendirme
Hayal@ / Güneşi Uyandıralım / Değerlendirme
Cessie / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Hayal@ / Deli Fişek / Değerlendirme
Kitaplarım ve Ben / Şeker Portakalı / Değerlendirme
Asime / Güneşi Uyandıralım / Değerlendirme
Gül Özdemir / Yaban Muzu / Değerlendirme

Sakız Ceviz Deniz / Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz / Değerlendirme
zehraツ / Şeker Portakalı / Değerlendirme


Altı Çizilesi:
   'Odama gelip bana iyi geceler dileyen bir babam olsun isterdim.Elini başıma koyan bir baba.Odama giren,üstüm açılmışsa uyandırmamaya bakarak üstümü örten.Bana iyi geceler dileyerek yanağımdan öpen."

   Baba bu işte. Gününü ağır bir çalışmayla geçirdi. Çok yorgundu ama yine de bana iyi geceler dilemeye geldi. Baba bu işte.

   Bir çocuk yüreği,unutur ama bağışlamaz."

   "Acı korkunç bir şeydi!Neden bir anda gelmiyordu,neden büyük bir acı,geldiği gibi hemen geçmiyordu?"

  "Kör olasıca pis ihtiyar! Yukarıya çıkmak ve bunca güzel şeye bakmakta ne kötülük var? Bu bunaklar zavallı bir çan kulesinden korkuyorlarsa,çok yükseklerde olan gökyüzüne nasıl varacaklar?


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...