30 Aralık 2012 Pazar

Parfümün Dansı - Tom Robbins

PARFÜMÜN DANSI
Jitterbug Perfume
TOM ROBBINS
Çevirmen: Belkıs Ç. Dişbudak
Ayrıntı Yayınları
2012, 22.Baskı
368 Sayfa

AFD:
   Parfümün Dansı elimde uzun bir süre gezdi. Ev taşıma durumumuzdan önce başlamıştım, yeni evimize geçmemiz ve düzenimizi kurmamızla tekrar devam edebildim. Kitabı okuyan bir arkadaşım Parfümün Dansı'na bu kadar ara vermemelisin bence baştan oku demişti, dinlemedim... :) Hata yaptım herhalde. Taşınma durumundayken ara ara elim okumaya gitse de kitaptan bir türlü istediğim hazzı alamıyordum. Ne zaman işler bitti, uzun uzun okuma zamanım oldu, o zaman keyif almaya başladım. Bunları niye yazdım :) Diyeceğim şu ki bence Parfümün Dansı'nı kısa kısa değil, bölüm bölüm, kendinizi vererek okuyun.

   Sıra geldi kitabın içeriğinden bahsetmeye, ilk önce karakterlerden başlayalım;

  Yaşlanan kralın öldürülmesi ve genç, kuvvetli bireyin tahta geçmesi geleneği olan bir krallıkta, ilk beyaz saçını fark eden ve ölmek istemeyen Kral Alobar...

   Erkek ölünce eşinin de beraber gömülmesinin doğal sayıldığı bir Hint köyünde yaşayan ve ölümden kaçan Kudra...

   Kendisine inananlar azaldıkça, güçlerini kaybeden bir Tanrı, Pan...

   Mükemmel Parfümü arayan; Priscilla, V'lu, Madam Devalier, Marcel ve Claude LeFever...

  Pan eski günlerine dönebilecek mi? Alobar ve Kudra kendilerini bekleyen kaderden kaçıp kurtulabilecekler mi? Mükemmel Parfüm, ya da Kusursuz Tako'ya ulaşılabilecek mi? Bu kadar farklı karakter nasıl bir araya gelip bir roman oluşturacak? Peki herkesin kapılarına bırakılan o pancarlarda neyin nesi?

   Tom Robbins'in dünyası, kelimelerle dansı sizi bekliyor...




Altı Çizilesi:

   Öyle sert bir adamdı ki, kırk yılda bir yüzüne zorla bir gülümseme kondurduğunda vücudu o gülümsemeye bir hastalıkmış gibi muamele eder, bu yabancı hayatı bünyesinden bir an önce atabilmek için interferon salgılama hızını üç katına çıkarırdı.

   Öğleden sonra saatleri birbirini izlerken gölgelerimiz de uzar. Geceleri karanlıkta biz kendimiz de gölge oluruz. Bu bugün de, o zaman da hep böyleydi. Yalnızca eski günlerde insanlar bunun farkındaydı, hepsi bu. Eski günlerde dünya dindardı. İlgi doluydu.

   İnsan, varoluşu bir ödüller ve cezalar sistemi gibi görecek kadar yüzeysel olsa bile, zaferlerimizin karşılığını da yenilgilerimizin karşılığı gibi pahalıya ödediğimizi er geç anlar. 

 Gülümseyerek uyudular. İşte şeytan denen varlık, horozlara sabahın beşinde ötmeyi, uyuyan çiftlerin yüzündeki gülümseme ifadesini silebilmek için öğretmiştir.

   İnsan kendini ölüme programlar. Daha ilk soluğumuz alırken, son soluğu beklemesini öğretirler bize. Eğer insanı başka şey öldürmezse bu telkin öldürmeye yeter... Vücut, zihnin uşağıdır. Eğer vücudumuza durmadan, yetmiş ikiye vardığımızda nalları dikeceğimiz söylersek, yetmiş ikiye varınca gerçekten dikeriz nalları....  Eğer ölümün kaçınılmaz olduğuna inanıyorsan, o zaman kaçınılmazdır. Tutum meselesi, tutum. Tabutu çivileyen ölüm isteğidir. Hem de her seferinde.

  Aşkın yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulmaz biri yapmasıdır. ama aşıklar yinede kavga eder. çoğunlukla aralarında ki havayı yeni baştan elektriklendirebilmek, ilişkilerini canı tutabilmek için ederler bu kavgaları.

   Öyle çok konuşuyorsun ki, öldüğün zaman dilini ayrıca sopayla öldürmek zorunda kalacaklar.

Çiztanbul Okur Testi

ÇİZTANBUL
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

29 Aralık 2012 Cumartesi

Yeni Türk Ticaret Kanununda son dakika düzenlemeleri

   Yeni Türk Ticaret Kanununda şirketlerin finansal tablolarını, denetçi ve faaliyet raporlarını belli bir süre içerisinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlama şartı koşulu vardı. Bu da 700.000 firma için milyonlarca sayfalık gazete basılması demek oluyordu. Yapılan değişiklikle birlikte bu zorunluluk kaldırıldı. Kobiler artık Türkiye Ticaret Sicil gazetelerinde finansal tablolarını, mali tablolarını, denetçi raporlarını, faaliyet raporlarını yayınlamak zorunda değiller. Üstelik bunun maliyetinden de kurtulmuş oldular. 

   Yeni Türk Ticaret Kanunu ile defterler sadece açılışta tasdik edilecek. Değiştirilen düzenleme ile kapanışta da tasdik zorunluluğu vardı ve her yıl 14 adet defter tasdik edilmesi gerekiyordu. Defter tasdik yaptırılmaması halinde karşılaşılacak hapis cezası da yapılan son değişiklik ile birlikte kaldırıldı. Onun yerine üst sınır 4,000,00 TL olan idari para cezası uygulaması getirildi. Pay defteri ve genel kurul karar defterine ara tasdik yaptırılabilecek. Ticari defterlerin elektronik ortamlarda tutulması halinde açılışları ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defteri kapanışında noter onayı gerekmeyecek. Ayrıca işlem denetçisi de kalkıyor. Konu ile ilgili daha detaylı bilgi için Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un görüşlerini izleyebilirsiniz. 



Bu bir tanıtım yazısıdır.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Ken Parker Adah - Giancarlo Berardi / Ivo Milazzo

KEN PARKER - ADAH
GIANCARLO BERARDI / IVO MILAZZO
Çevirmen: Murat MIHÇIOĞLU
Rodeo Yayıncılık
Eylül 2012, 1.Baskı
106 Sayfa


AFD:
   Daha önce Türkiye'de Alaska adıyla yayınlanmış olan seriyi Rodeo Yayıncılık kendi adıyla yayınlıyor. Türkçe'ye hiç çevrilmemiş sayılarını da bizlerle buluşturuyor. 

  Ken Parker serisiyle ilk defa bu kitapla tanıştım. Her ne kadar bu kitapta baş karakter Adah olsa da, Ken Parker'ın aşağıda İTÜ Sözlük'ten aldığım karakteristik özelliklerini de görebiliriz.

entelektüel kovboy. kendisine baktığınızda robert redford u görürsünüz. atının terkisinde mutlaka bir adet kitap bulunur. anlamadan dinlemeden asmaz, kesmez, atıp, tutmaz. öldürmekten yana değildir. her daim ''bir durun anlayalım, edelim'' tarafındadır. hakaniyetlidir bir nevi...
(18.06.2007 14:10 ~ 14:11)


   Çizgi Romanın konusundan bahsedecek olursak; hayata bir köle olarak gözlerini açan Adah'ın, birey olabilme, kendi ayaklarının üstünde durma mücadelesini ve bu zorlu yolda yaşadıklarını anlatıyor. Adah hayatını yoluna koymuşken çıkan son pürüzlerde de kahramanımız Ken Parker ortaya çıkıyor ve...

   Açıkcası Ken Parker'ı sevdim, elimde serinin üç tane daha kitabı var. Onları da bir an önce okumak istiyorum.

   Son olarak Rodeo Yayıncılık'ın hazırladığı eserlerde en sevdiğim özellik; çizgi roman bittikten sonra, çizgi roman, yazar ve çizer hakkında ek bilgiler yer alması. Sadece çizgi romanı okumakla kalmıyor, hikayeyi ortaya çıkaranları, ortaya çıkışını ve yıllardan bu yana gelişimini görebiliyoruz.



En sevdiğim kareler:
Adah'ın ten rengini farketmesi...

Ken Parker'ın çapkın kahramanlığı...

21 Aralık 2012 Cuma

8. Kitap Çekilişimizin Sonucu


Çekilişimiz 20.12.2012 23:59 itibariyle bitmiştir.

Şartları eksiksiz şekilde yerine getirenler ve + haklarla toplam 132 sayısına ulaştık.

Random.org ile belirlediğimiz
Ali ÇİMEN'in TARİHİ DEĞİŞTİREN OLAYLAR
adlı kitabını ilk kazanan

...
...
...




15 numara sırasıyla...

12 Aralık 2012 Çarşamba

Şu An Neredesin? - Mary Higgins Clark

ŞU AN NEREDESİN?
Where Are You Now?
MARY HIGGINS CLARK
Çevirmen: Merve SARGIN
Maviağaç Yayıncılık
Haziran 2009, 1.Baskı
312 Sayfa

MRW:
   Bu kitabı Bursa Tüyap Kitap Fuarından alalı neredeyse bir sene olacak. Yazarı Mary Higgings Clark. Yazarın bir kitabını üniversitede kitap kulübünde okumuştuk. Orijinaliydi yani İngilizce ve harikaydı, çok beğenmiştim. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istemiştim, kitap fuarında da rast gelince resmen üstüne atladım. Kitabın adını daha önceden duymuştum, yabancı bir sitede okuyanlar tarafından çok beğenilmiş ve kesinlikle tavsiye edilmişti. Yazarın en iyi kitaplarından biri olarak görülüyordu. Fuarda maalesef Türkçesini buldum maviağaç yayınlarından çıkan kitap 5 liraya satılıyordu. Ağzım kulaklarımda hemen satın aldım. Peki, aldım da ne oldu? :) 

   İlk önce şunu üzülerek söylemeliyim ki; Maviağaç Yayınları’ndan ilk defa bir kitap aldım ve sonu maalesef hüsran oldu.. Merak ediyorum, her yayınevinin bir editörü yok mu ve bu editörlerin işi kitapların yazım ve imla kurallarını kontrol etmek ve düzeltmek değil mi? Bir kitapta nasıl onlarca yazım yanlışı olan cümle olabilir? Bu okuyucuya saygısızlık değil midir? Yayınevi olarak ta gözden düşmektir. Daha söylenecek çok şey var ama bu kadarı yeter diyorum, başka sorum yok :)

   Kitabın konusu genel olarak; genç bir kadın on sene önce kaybolan kardeşini bulmak ister ve olaylar bunun etrafında gelişir. Buradan sonra konuyla ilgili daha açık bilgiler veriyorum, bu kitabı okumak isteyen olursa –ki hiç tavsiye etmiyorum- şimdiden uyarayım. 

   Maalesef kurguyu da beğenmedim çünkü çok fazla kişi vardı, isimlerin bazıları birbirine benziyordu ve bu yüzden kafa karıştırıcıydı. Kitabın başında on sene önce kaybolan çocuk gibi bir kız daha kayboldu fakat en fazla 6-8 sayfa bahsedildi bu kayıptan. Ağırlıklı olarak çocuk aranıyordu, ya kız hiç karıştırılmayacaktı ya da olaylardan daha fazla bahsedilmeliydi, kızın kaybolması zayıf ve gereksiz kalmıştı. Ayrıca kitabın yarısından itibaren de sonu belliydi. Herkes tarafından bilinen, gidiş hattı kolay tahmin edilen, heyecansız bir kitap okudum, hiç de zevk almadım ne yazık ki.

Kitabın Tanıtımından:
   Amerika'nın macera roman Kraliçesi Mary Higgins Clark'tan genç bir kadının kendi aile dramının sırrını çözmeye çalıştığı sürükleyici ve muhteşem bir hikaye.

   Yirmi bir yaşındaki Charles MacKenzie Jr. (Mack) ortadan kaybolduğundan beri aradan on yıl geçmiştir. Columbia Üniversitesi'nde son sınıfa gelmiş, Duke Hukuk Fakültesi'ne kabul edilmişken, bir gün kimseye bir şey söylemeden Manhattan'daki evinden öylece çıkıp gider ve o günden sonra kendisinden haber alınamaz.

   Bununla birlikte her yıl bir kere arar: Anneler Günü'nde ve her seferinde ailesine iyi olduğunu bildirip, telaş içinde sorulan soruları yanıtsız bırakıp telefonu kapatır. Baroda avukatlık yapan babasının, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybetmesi bile onu eve döndürememiş, dahası o günden sonra tekrar aramaya devam etmiştir.

   Carolyn ise ağabeyini bulmak için var gücüyle çalışmakta ve arayışlarını sürdürmektedir. Bu heyecanlı arayış onu aslında çok yakın birine götürecektir. Ama kime?

   Mary Higgins Clark'ın "Şu an Neredesin?" kitabı elinizden bırakamayacağınız, bir solukta okunacak bir roman.

1 Aralık 2012 Cumartesi

8. Kitap Çekilişimiz





   Zevkle okuduğumuz Ali Çimen'in Tarihi Değiştiren Askerler adlı kitabının yer aldığı Tarihi Değiştirenler serisinden Tarihi Değiştiren Olaylar'ı iki farklı kişiye hediye ediyoruz. Kitaplar orjinal ve sıfırdır. Tarihi Değiştirenler Serisiyle tanışmak için güzel bir şans.

Tüm katılan arkadaşlarımıza iyi şanşlar...

Kitabın Tanıtımından:
  Silahlanma arasında bir yerlerde Berlin Duvarı yükseldi; aynı dili konuşanlar, birbirine hasret kaldı. Gün geldi Sovyetler Birliğinin Çöküşü ile tarih bir anda çözüldü, dünyamız daha hızlı dönmeye başladı. 11 Eylül 2001de ise çığırından çıktı. Ve insanlığın, Fransız Devriminin sloganı olan özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe olan iştahı hiç kesilmedi…

   Daha önce "Tarihi Değiştiren Savaşlar" ve "Tarihi Değiştiren Konuşmalar" adlı kitapları çıkan Ali Çimen, seriye devam ediyor. Ali Çimen, yeni çalışmasıyla yakın dünya tarihinin başlıca olaylarını bir seçki halinde, birbirleriyle bağlantılarını göstererek okurlarının beğenisine sunuyor. Ali Çimenin yeni çalışması "Tarihi Değiştiren Olaylar"da, yazarla sohbet kıvamındaki tarihi yolculuk, Magna Carta ve Rönesans ile başlıyor. Sanayi Devrimi, Fransız ve 1917 Ekim Devrimleri derken İsrail Devleti?nin kuruluşuna, Normandiya Çıkarması?na tanıklık ediyorsunuz. Bir kıtada Adolf Hitler?in yükselişini okurken, diğer bir kıtada Mahatma Gandi?nin pasif direnişini gözlemleyebiliyorsunuz. Yine yüzyılın ikinci yarısındaki Soğuk Savaş?ı, 1968?de meydana gelen öğrenci olaylarını, İran İslam Devrimini (ve bunun Türkiye?deki 12 Eylül ihtilaline dair çarpıcı etkilerini), Berlin Duvarı?nın yıkılışını kitapta birbiri ardına okumak mümkün. Her durakta kısa kısa bilgi veren yazar, dünya tarihini turlama imkanı sağlıyor.

Çekilişe katılmak için tek şart:
20.12.2012 saat 23:59'a kadar, izleyicimiz olmak ve bu yazımıza  yorum yazmak. (Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır)
Kargo ödemesi tarafımızdan karşılanacak olup sadece Türkiye içi gönderim yapılacaktır.


Şansınızı arttırmak isterseniz:
1. Blogunuz ya da sitenizde çekilişimizi duyurursanız (+1) (Kampanya bloglarının paylaşımları kabul edilmeyecektir)
2. Facebook'ta Beyaz Kitaplık'ı beğenip çekiliş duyurumuzu herkese açık olarak paylaşırsanız (+1)
3. Twitter'da Beyaz_Kitaplik 'in takipcisi olup çekiliş duyurumuzu paylaşırsanız (+1)

Not:  
Blog, site, facebook veya twitterda çekiliş duyurusunu paylaşanların linklerini yorum olarak yazması gerekmektedir. 
Çekiliş Random.org ile yapılacaktır.


28 Kasım 2012 Çarşamba

Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar

PUSLU KITALAR ATLASI
İHSAN OKTAY ANAR
İletişim Yayınları
2012, 44.Baskı
240 Sayfa

AFD:
   Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar'ın ilk kitabı. Kitabın ilk basımı 1995 yılında yapılmış olmasına rağmen, ben 7 yıl sonra İhsan Oktay Anar'ın masalsı dünyasına katılabildim. Kitabın ilk sayfalarından itibaren bu geç kalmışlığın pişmanlığı arttıkça arttı. İnsanı bir anda çevreleyen, düşler alemine sürükleyen bir tarzı var İhsan Oktay Anar'ın. Puslu Kıtalar Atlası'nı okuyan neredeyse herkesin dediği gibi çok fazla eski kelime vardı  ama o kelimeler öyle yerinde kullanılmıştı ki, kitabın masalsı havasını daha da yüceltiyordu. Tabii benim elimin altında Ebediyen Edebiyat blogunun hazırlamış olduğu sözlüğün de olması, kitabın büyüsünü korumama oldukça yardım etti.

    Kitapta bir ana karakter yok, neredeyse her karaktere ana karaktermiş gibi özen gösterilmiş, açıkçası romanın bu yanını da çok beğendim.

   İhsan Oktay Anar'ın, Rene Descartes'in düşüncelerini Rendekar adıyla farklı bir boyuta taşıdığını fark etmiştim, fakat kitap hakkında yaptığım araştırmalarda Uzun İhsan Efendi adıyla yer alan karakterin de İhsan Oktay Anar'ın kendisi olduğu görüşüne rastladım. Uzun İhsan Efendi'nin karakterini düşününce de gayet mantıklı geldi. Uzun İhsan Efendi karakteri sadece Puslu Kıtalar Atlası'nda değil, Kitab-ül Hiyel ve Efrasiyab'ın Hikayeleri'nde de yer alıyormuş. Hatta Yedinci Gün'de Uzun İhsan Efendi gitmiş İhsan Sait gelmiş.

   Son olarak her Puslu Kıtalar Atlası okuru gibi ben de, okumayı seven herkes mutlaka İhsan Oktay Anar'ın kalemiyle tanışmalı diyorum.




Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar (Okur Testi)



Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

27 Kasım 2012 Salı

Düzenimizi Kurduk :)

Görsel alıntıdır
   Bir aydan fazla süren taşınma sürecimizde mutlu sona ulaşmış durumdayız. Taşınma ve yerleşme derken, taşındığımız bina da Telekom altyapısının sorunlu olması da bu sürece eklenince, blogumuz maalesef bakımsız kaldı. 

    Zorlu süreci geride bıraktık, kaldığımız yerden devam etmek istiyoruz. Kitaplarımızı huzurlu huzurlu okumak istiyoruz. 

     Bize destek olan, kolaylıklar dileyen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Mobil bankacılık sınır tanımıyor

   TEB’in iPhone için geliştirmiş olduğu mobil bankacılık uygulaması Cepteteb şimdi yepyeni özelliklere sahip. Daha önceden sadece bazı bankacılık işlemlerini yapabildiğiniz uygulamada şimdi tüm kredi kartı ve yatırım işlemleri ile para transferi ve fatura ödemelerinizi de yapabileceksiniz. Ajandanızdan tüm varlık bilgilerinize ve ödeme durumlarınıza da erişebileceksiniz. Yeni uygulamanın en önemli değişikliklerinden birisi de QR kod ile kartsız para çekme imkanı. Uygulamada ayrıca TEB müşterisi olmayan ama piyasa bilgilerine ulaşmak isteyenler de düşünülmüş. Piyasa Bilgileri menüsü ile döviz kurlarını öğrenebilir, hesaplama araçları ile de kredi ödemelerini ve mevduat getirilerinizi hesaplayabilirsiniz. 30 Kasım’a kadar yeni Cepteteb uygulamasını indirip giriş yapan her 10. kişiye Angry Birds peluş oyuncak hediye ediliyor.


Bu bir tanıtım yazısıdır.

13 Kasım 2012 Salı

Haydi, Hasan Saraç'la beraber "Ortak Roman" yazalım


   Kitaplarını severek okuduğumuz Hasan Saraç Bey ve edebiyat sevdalılarının sitesi Edebiyat Haber'in katkılarıyla güzel bir proje gerçekleşiyor; "Ortak Roman Yazımı" 

   Romanın ilk bölümünü Hasan Bey yazacak (yazdı), bizlerde yorumlarımızla romana yön vereceğiz. Yorumları seçilen kişilerle Hasan Bey birebir yazışarak bir sonraki bölümü yazacak ve bu süreç kitap bitene kadar devam edecek. Kitap bittiğinde kitaba yön verenlerle toplantılar yapılacak ve en sonunda Ortak Roman'ımız basılacak ve raflardaki yerini alacak.

   Biz Hasan Bey'in iki romanını okuyup blogumuzda da yer vermiştik. (Zaman Gezginleri - Çapraz Oyun) Kitapları okuduktan sonra mail yoluyla Hasan Bey'le iletişime geçmiş ve fikirlerimizi iletmiştik, bizi çok güzel karşılamış, açıklamalarda bulunmuştu. Okuyucunun yorumlarına nasıl değer verdiğini o gün anlamıştık. Bu güzel projede biz varız, siz de varsanız, buradan buyurun: http://www.edebiyathaber.net/ortak-roman-hasan-sarac-edebiyat-haber-okurlari-ile-birlikte-roman-yaziyor/

Romanın ilk bölümü: http://www.edebiyathaber.net/wp-content/uploads/2012/11/Ortak-Roman-1.pdf

6 Kasım 2012 Salı

Çanakkale Kitap Fuarı ( 7 - 11 Kasım 2012 )




    Sonunda şehrimiz kitap fuarına kavuşuyor. Yarın Kolin Hotel'de açılışı yapılacak olan kitap fuarına giriş ücretsiz.7 - 11 Kasım tarihlerinde saat 10:00 - 21:30 arası ziyaret edilebilir.


    Şehrimizde ilk defa düzenlenecek olan fuara yayınevi ve yazar katılımının az olmasına gerçekten çok üzülüyoruz. İnşallah ziyaretçi sayımızla Çanakkale'ye gelmeyen yayınevlerine, Çanakkaleli kitapseverlerin okumaya, öğrenmeye olan ilgisinin ne kadar fazla olduğunu gösterebiliriz.

4 Kasım 2012 Pazar

Beyaz Kitaplık Taşınıyor


   Evet kelimenin tam manasıyla taşınıyoruz. Yeni bir eve yerleşmenin telaşındayız. Bu nedenle blogumuz biraz bakımsız kaldı. Yeni evimizde eski hızımızla kitapseverlerle birlikte olacağız.

   Uzun zamandır post hazırlayamadığımız gibi, değerli blogger arkadaşlarımızın severek takip ettiğimiz bloglarını da okuyamadık. Neler kaçırdık acaba?

23 Ekim 2012 Salı

Yeşil Peri Gecesi - Ayfer Tunç

YEŞİL PERİ GECESİ
AYFER TUNÇ
Can Yayınları
Eylül 2010, 1.Baskı
470 Sayfa


MRW:
   İşte yine bir Ayfer Tunç romanı. Sanıyorum bu yazarın kitapları fark ettirmeden bağımlılık yapıyor! :) Tarzını ve edebiyatını seviyorum Ayfer Tunç’un. Yazarın okuduğum 3. kitabı ve en çok hoşuma giden de bu romanı oldu diyebilirim. 

   Bilen bilir; Kapak Kızı’nın devamıdır Yeşil Peri Gecesi. Birkaç ay önce Kapak Kızı’nı okuduğumda “bir an önce Yeşil Peri Gecesi’ni okumalısın, daha çok beğeneceksin” diye yorumlar gelmişti. Ne kadar haklılarmış :) hatta keşke arka arkaya okusaymışım, ara verdiğime biraz pişman oldum :( 

   Yazarın bu kitapta kullandığı dili ve yaptığı edebiyatı çok sevdim diyebilirim. 463 sayfalık koca kitapta şu cümle de buraya hiç olmamış ya demedim bir kez. Tek bir satırı bile ne eksik ne fazlaydı üstelik çok yerindeydi. Hatta yazarın sayfalarca bu kadar uyumlu cümleler yazması beni kendine hayran bıraktı. Kitabı hem dil, hem edebiyat hem de bir bütün olarak çok başarılı buldum. 

   Kapak Kızı’nda hiç söz hakkı verilmeyen, arkasından konuşulan Şebnem; Yeşil Peri Gecesi’nde içindekileri döküyor, bir bir anlatıyor neyi neden yaptığını, iç dünyasını ve çevresindekilerle çatışmasını, yaşadıklarını, aşklarını, kayıplarını ve en çok da kendine yapılan haksızlıkları. 

   Kapak Kızı, ikinci kitap kadar güzel değildi bence ama yine de kesinlikle önce Kapak Kızı, akabinde de Yeşil Peri Gecesi okunmalı. Sadece ikinci kitabı okumak doyurucu olmayacaktır.

20 Ekim 2012 Cumartesi

ZOMBİSTAN Hediyeli ÇİZTANBUL Testinin sonuçları



   Beyaz Kitaplık olarak, Rodeo Kitap’la birlikte düzenlediğimiz ve 5 kişiye ZOMBİSTAN hediye ettiğimiz ÇİZTANBUL testimiz 18.10.2012 23:59'da sona ermiş bulunmaktadır.

Testimizin doğru cevapları:
1- Charles Vess 2- Mister No 3- 4- Belçika 5-Sur Balık 6- Ayça 7- Makedonya 8- Uçan Taksi Şoförü 9- Neil Gaiman 10- Kız Kulesi


   Testi doğru çözen ve şartları yerine getiren 19 kişi aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.

1 Gamze Yayık
2 Burcu Balaban
3 Türker Şirin
4 Hale Eraslan
5 Nurcan Uyaver
6 Özlem Elmacıgil
7 Abdulselam Emen
8 Yunus Çağrı Erdem
9 Ersin Han
10 Orhun Uyaver
11 Nimet Özdemir
12 Murat Armut
13 Tankut Yıldız
14 Ömer Ankaya
15 Erdoğan Çetin
16 Hüseyin Cem Ongun
17 Melis Akbulut
18 Ülkü Kayabaş
19 M. Mahir Dediler

19 kişinin arasından yaptığımız çekilişle belirlediğimiz beş şanslı kişi:

10 Ekim 2012 Çarşamba

Taş Kağıt Makas - Jodi Picoult


TAŞ KAĞIT MAKAS
Orjinal ismi: Change Of Heart
JODİ PİCOULT
Çevirmen: Serkan GÖKTAŞ
April Yayıncılık
Kasım 2009, 2.Baskı
448 Sayfa
MRW:
   Jodi Picoult’un “Kız Kardeşim İçin” adlı kitabını okuyup hayranı olduktan sonra yorumlarla gelen tavsiyeler doğrultusunda hemen yazarın bu kitabını da edinmiştim. April Yayınlarından çıkan “Taş Kağıt Makas” yine beğenerek okuduğum bir kitap oldu ama açıkçası “Kız Kardeşim İçin” hala favorimdir.

   Kitabın orjinal adı; Change Of Heart (Kalp Değişimi) iken yayınevinin kitaba neden bu adı verdiğini pek anlayamadım, 448 sayfalık kitap boyunca sedece bir kez anne ve kız arasında taş kağıt makas oyunu oynanıyor, o da çok önemsiz bir ayrıntı olarak verilmiş. Bence orjinal adına yakın bir isim çok daha uygun olurdu. 
   Roman çok güzel başlıyor, daha ilk sayfadan yazar yine okuyucuyu yakalıyor ve yine belirtmeliyim ki yazarın tarzı olduğunu bildiğimiz her karakterin gözünden ayrı ayrı bakılıyor olaya ve her birine söz veriliyor, böylece her birinin ne hissettiğini bilebiliyoruz ki ben buna bayılıyorum.

   Olaylar dahilinde bir ara Stephen King’in “Yeşil Yol” adlı romanından mı esinlenilmiş yoksa diye endişeye kapıldım fakat olaylar biraz daha farklı yerlere gidiyor, yazar da zaten Stephen King ve Yeşil Yol adından bahsederek hoş bir gönderme yapıyor.

   Beni sıkan tek şey; kitap boyunca olay gereği çok fazla din mevzusu olması. Zaten uzak olduğumuz Hristiyanlık, Gnostisizm, Musevilik, İsalar, Mesihler havalarda uçuşuyor, fazlaca bilgiler veriliyor. Bazen sayfalarca uzayan bu konular beni sıkmadı desem yalan olur, ama tabi yine söylüyorum kitabın konusuyla bağlantılı olduğundan anlamsızdı diyemeyiz.

   Sonuç olarak Jodi Picoult’dan yine güzel bir kitap okudum. Tavsiye ediyor muyum, şiddetle olmasa da evet. Son yıllarda çok konuşulan ve çok önemli bir konu olan organ bağışı bu kitapta yine sorgulanıyor. Ve sayın yazar biz okuyuculara soruyor; peki bunca şeyden sonra siz olsanız ne yapardınız?
Altı Çizilesi:
   Buna izin verirsem ben nasıl bir anne olurdum? Ya buna izin vermezsem ne tür bir anne olurdum?

    Bu gece onun son gecesi olabilir diye düşünerek hasta çocuğunuzla kanepede uyuyakalmak nedir bilmiyorsanız, beni yargılamayın. Onun yerine şu soruyu sorun kendinize: bunu yapar mıydınız? Sevdiğiniz birini kurtarmak anlamına gelecekse eğer, nefret ettiğiniz birine olan kininizden vazgeçer
miydiniz? Düşmanınızın son arzusunu yerine getirmek anlamına gelecekse eğer, hayallerinizin gerçek olmasına razı olur muydunuz?

7 Ekim 2012 Pazar

Hüzün Hastalığı - Kemal Sayar

HÜZÜN HASTALIĞI
KEMAL SAYAR
Timaş Yayınları
Temmuz 2012, 4. Baskı
176 Sayfa

AFD:
    Sevgili Anıl Güvel'in Twitter çekilişinden kazandığımız bir kitap, Hüzün Hastalığı. Türkiye'de psikiyatri denilince ilk akla gelen isimlerden olan Kemal Sayar'ın da ilk kitabıymış. 

    Önsöz okumayı her ne kadar sevsem de, neredeyse her baskıya ayrı önsöz yazılması (3 ayrı önsöz) bana çok fazla olmuş gibi geldi. İyi ki daha fazla baskı olmadan kitabı okudum diye düşünmeden edemedim :) 

   Kitap Kemal Sayar'ın denemelerinden oluşuyor, 5 farklı bölüme ayrılan denemelerden ikinci bölüm psikiyatriyle ilgili olduğundan ve bazen dil biraz ağırlaştığından sıkıldığım zamanlar oldu. Fakat; aslında hastalık olarak nitelendirilmemesi gereken durumların bile günümüzde nasıl kaçınılması gereken çok kötü birer hastalıkmış gibi tedavi edilmeye çalışılması, ilaç şirketlerinin kirli oyununu bir psikiyatrın yüreklice dile getirmesi gerçekten çok hoşuma gitti. 

   "Bir kayıba verdiğimiz en doğal tepki olan yas bile istenmiyor artık. Çünkü "verem olmak üretimi düşürür". Çünkü ilaçlara yeni kullanım alanları açılmalıdır." (sf: 82)

Kitapta en beğendiğim yazılar;
- Kemal Sayar'ın bir psikiyatri kongresindeki gözlemlerini anlattığı; Bâbil'in Ötesi
- Ütopyaların aslında gerçekleşmesi mümkün düşünceler olduğunu gösteren; Ütopyalara hayır!
- Okumayan toplumun değil, okuyan toplumun sessizleşmesine bir sitem olan;  Kıyılarımızdan çekilen edebiyat. Özellikle son paragrafı ve bir özellikle daha, son cümlesi mükemmeldi.

  Yeraltı Edebiyatı ile ilgilenenler için de; yeraltı edebiyatının doğuşunu, felsefesini ve efsane isimlerini anlatan bir beşinci bölüm var ki, mutlaka okunmalı.


Altı Çizilesi:
   Endişeyi bertaraf etmek için ne denli güçlü olduğumuzu göstermek zorundaydık ve bunun da çok kestirme yolu var: Sahip olmak. Hem de, olabildiğince çok şeye sahip olmak. Sahip olarak içimizdeki yurtsuzluğa bir şifa bulabilirdik. (sf:17)

   Hayat çözülmesi gereken bir sorun değildir. Her gün olabildiğince akıllıca, olabildiğince bütün ve olabildiğince duyarlılıkla yaşanması gereken bir şeydir hayat. Katlanmamız gerekn bir şeydir. Onun çözümü yoktur. (sf:47)

   Medikalizasyon alternatif bir toplumsal kontrol biçimidir. Tıp kurumları yasal ve dini kurumların yerlerini almaya başladılar. Dolayısıyla davranışı da artık onlar sınıflandırıyor. Böylece kıskanç kocaları, şişman kimseleri, alışveriş yapmaktan kendini alıkoyamayanları, tehlikeli araba kullananları ve giderek, sigara içenleri, arada bir hüzne bulanıp şiir yazanları, kendilerini anlaşılmaz metinlerle ifade edenleri tedavi edebiliriz. (sf:74)
   
   "Konuşan, yazan ve karşı çıkan insanlara ihtiyacımız var. Kendi nefislerinde Babil Kuleleri dikenlere, bütün sesleri susturup kendi sesini ilahi bir avaz gibi sunanlara karşı çıkacak insanlar ihtiyacımız var.
   Bir gün dilimizin dolanmasını istemiyorsak, şimdi güzel sözler söylemeye başlamalıyız" (sf:101)

   Edebiyat, hayallerine sadakatini yitirmemiş ve inanmış insanların uğraşıdır. Hayallerimizi yitirmek istemiyorsak, safları sıklaştırmak zorundayız. Okur ve yazar, yani o 'üç-beş kişi' birbirinin soluğunu hissedebilmeli. "Ben yaşıyorum. Ya sen?" diyebilmeliyiz birbirimize. (sf 122)

   Mataramızdaki su hep azdı dostum. Herkes bir yudum içerse yeter bu su bize. Ne de olsa hayallerimiz koca bir deniz. (sf:122)

3 Ekim 2012 Çarşamba

Patasana - Ahmet Ümit

PATASANA
AHMET ÜMİT
Everest Kitap
Ekim 2011, 39. Baskı
392 Sayfa
MRW:

   Yine bir Ahmet Ümit kitabı yazısı. Uzun övgüler ve tavsiyeler sonunda Mart ayında Bursa Tüyap Kitap Fuarı'ndan imzalı olarak alma şansına sahip olduğumuz Patasana'yı bitirmiş bulunuyorum. 

   Evet övgüleri hakkeden bir Ahmet Ümit yapıtıydı diyebilirim. Güzel bir kurgusu ve çok alışkın olmadığımız bir konusu var kitabın. Güneydoğu'da yapılan bir arkeolojik kazı sırasında yaşanan cinayetler ve bulunan tabletlerden oluşmuş bir hikaye. Konu gerçekten ilgi çekici, bilindik ve sıkıcı değil, aksine merak uyandırıcı. Özellikle Hitit Sarayı'nın Baş Yazmanı Patasana'nın hikayesi ilgi çekici ama diğer koldan giden kazı ekibinin başlarından geçenlerde merak uyandırma açısından Patasana'nın hikayesinden geri kalmıyor. 

   Kısacası kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap oldu. Ahmet Ümit'in katil çerçevesine alışkın olmama rağmen suçluyu doğru tahmin edememem de kitabı sevmemi sağlayan etmenlerden biri oldu.

Patasana - Ahmet Ümit (Okur Testi)


Patasana - Ahmet Ümit
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

2 Ekim 2012 Salı

Girişimcilik için sadece fikir üretmek yeterli mi?



   Bugünlerde herkesin bir fikri var hatta pek çoğunun birden fazla... Fikir üretmek kolay görünse de girişimci olmak isteyenler için iş bu kadar basit değildir. Tabi ki yola muhakkak bir fikirle çıkılacak. Ancak bu fikrin sağlam temeller üzerine oturtulması, plan program dahilinde sürecin kontrol altında tutularak yönetilmesi gerekir. Fikir aşamasından kurtulup gerçek bir girişimci olabilmeniz için öncelikle piyasayı ve piyasa şartlarını iyi tahlil ederek işe girişmeniz gerekmektedir yoksa sohbetlerde "zamanında bunu ben düşünmüştüm, yapsaydık şimdi çok zengin olmuştuk” muhabbetleri yapmanız kaçınılmaz olur. 

  Hedeflediğiniz işi kurarken istikrar, kararlılık ve açık fikirlilik en önemli gerekliliklerdir. Girişimci ruhunuzu destekleyecek yenilikçi bir ekip ve güvenebileceğiniz finansal desteği size verecek kişilerle çalışmanız da sizi diğer fikir sahiplerinden bir adım ileri götürecektir.


    Girişimcilik fikrinizi hayata geçirmeden önce girişimci hikayelerini öğrenmekte fayda var. Özellikle de başarılı olmuş girişim hikayelerini. Girişimcilik hakkında aklınıza takılan birçok soruya cevap bulabilmeniz için TEB KOBİ TV’yi ziyaret edebilirsiniz.
Bu bir tanıtım yazısıdır.

29 Eylül 2012 Cumartesi

ZOMBİSTAN HEDİYELİ ÇİZTANBUL TESTİ



    Beyaz Kitaplık olarak, Rodeo Kitap’la birlikte ödüllü bir yarışma düzenledik. Kısa süre önce çıkmış olan ve bizim de severek okuduğumuz, Studio Rodeo 2012 Çizgi Roman Yıllığı ÇİZTANBUL’a dair aşağıdaki sorulara doğru cevap veren beş takipçimiz, Rodeo Albümler Dizisi’nin kitaplarından Zombistan’ı kazanacak!

   Soruların cevapları, Çiztanbul’un sayfalarında, Ciztanbul.com’da ve Çiztanbul’un Facebook sayfasında bulunabilir.

  Ödül kitap olan Zombistan’ı kazanma şansı yakalamak için, testimizde bulunan  on soruyu doğru olarak cevaplamak, Çiztanbul Facebook sayfasını beğenmek ve  Çiztanbul Twitter hesabını takip etmek yeterli.

Not: Twitter hesabı olmayanlar, sadece Facebook hesaplarıyla da katlabilirler.

   Zombistan'ı kazanmak için, 18.10.2012 Saat: 23:59'a kadar testimizi çözmelisiniz.

28 Eylül 2012 Cuma

Ulaşılamayan Talihli / Yeni Çekiliş



   11 Eylül'de başlayan Ödüllü Okur Testimizin, ilk kazananını 19 Eylül'deikinci kazananını 24 Eylül'de açıkladık. Fakat tüm duyurularımıza ve maille iletişime geçmemize rağmen, yine herhangi bir geri dönüş olmadı. Bu yüzden tekrar ve tekrar çekiliş yapmak zorunda kaldık. Bu sefer kesin çözüm olsun diye sırasıyla beş şanslı kişi belirledik. 

  Beş kişiden de 30 Eylül saat 23:59'a kadar adres bekliyoruz. Eğer bu tarihe kadar 1. şanslı kişi adresini göndermezse şans 2.'ye, '. de göndermezse 3.'ye... şeklinde devam edecektir. 

1- Meltem Demir
2- Hale Eraslan
3- Pınar Şentürk
4- Gamze Yayık
5- Hilal
6- Gizem Bayhan
7- Özge Yurdum
8- Aslıhan Uğur
9- Ümmehan Mert
10- Uğur Mumcu
11- Pınar Özkoyuncu
12- Ebru Uysal
13- Nehir
14- Hilal Pektaş
15- Ezgi Buse
16- Oya Esen
17- Emine Öztürk
18- Melike Demir 

Şanslı Kişiler
 



Özge Yurdum
Aslıhan Uğur
Gamze Yayık
Hilal Pektaş
Hale Eraslan
   Şanslı kişilerin iletişim bilgilerini 30 Eylül saat 23:59'a kadar  afdmrw@gmail.com 'a bekliyoruz.

    Eğer 1.talihli adres göndermezse, hak 2. talihliye, 2. talihli göndermezse, hak 3. talihliye şeklinde devam edecektir.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Ödüllü Okur Testi Sonucunda Ulaşılamayan Talihli/Yeni Çekiliş


   11 Eylül'de başlayan Ödüllü Okur Testimizin, kazananını 19 Eylül'de açıkladık. Fakat tüm duyurularımıza ve maille iletişime geçmemize rağmen herhangi bir geri dönüş olmadı. Bu yüzden yeni bir çekiliş yapmak zorunda kaldık. 

1- Meltem Demir
2- Hale Eraslan
3- Pınar Şentürk
4- Gamze Yayık
5- Hilal
6- Gizem Bayhan
7- Özge Yurdum
8- Aslıhan Uğur
9- Ümmehan Mert
10- Uğur Mumcu
11- Pınar Özkoyuncu
12- Ebru Uysal
13- Nehir
14- Hilal Pektaş
15- Ezgi Buse
16- Oya Esen
17- Emine Öztürk
18- Melike Demir

Testimizde tüm soruları doğru cevaplayan 18 kişi arasından yeniden yaptığımız çekiliş ile, imzalı Buket Uzuner kitabı kazanan...

16 sıra numarasıyla

16- Oya Esen olmuştur.

Oya Hanım iletişim bilgilerinizi afdmrw@gmail.com 'a bekliyoruz

20 Eylül 2012 Perşembe

Gazap Üzümleri - John Steinbeck

GAZAP ÜZÜMLERİ
JOHN STEINBECK
  Remzi Kitabevi
Orjinal Adı: The Grapes of Wrath
Çeviri: Rasih Güran
1990, 9.Basım
637 Sayfa

AFD:
   Ülkemizde yasaklı kitaplar konuşulduğu şu sıralar, en son okuduğum kitap olan, Gazap Üzümleri'nin de ABD'de Kaliforniya yöre insanını küçük düşürdüğü gerekçesiyle, yıllarca yasaklı kaldığını belirtmeden incelememize başlamayalım. Yasaklanması için baskı yapanlar ise tarım şirketleriymiş. Kitabı okuyunca neden yasaklamak istediklerini apaçık görebiliyoruz.

   Yıllardır okumak istediğim bir kitaptı Gazap Üzümleri. Sahaflarda Remzi Kitabevi'nin sadeleştirilmemiş basımını aradım ve isteğime kavuştum. Uzun süre elimde gezindi kitap, ama bu durum kitaptan değil benden kaynaklandı. Çok fazla zaman ayıramadım :(

   John Steinbeck Gazap Üzümleri ile; Amerika'nın Oklahama kentinde yaşayan ve geçimlerini çiftçilikle sağlayan Joad ailesinin hikayesini ve hikayenin arka planında da 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı döneminin Amerika'sını anlatıyor.

    Kendi halinde ve doğdukları topraklarda mutlu olan Joad ailesi için işler gittikçe kötüye gider ve ekmek parası için göç etmek zorunda kalırlar. Gittikleri yerde vaat etikleri kadar büyük bir zenginlik var mıdır? Göç etmelerine değecek bir hayat yaşayacaklar mıdır? Eski güzel günlerine geri dönecekler midir? gibi soru işaretleri içinde göç ederler.

   Kitap iki yandan ilerliyor, bir yanda Joad ailesinin zorunlu göçü, zorluklar arasındaki yolculuğu ve yeni bir yerde hayata tutunma çabalarının olduğu bölüm anlatılırken, diğer yanda da Amerika'nın o yıllardaki durumu, insanların çaresizliği ve yaşam savaşı anlatılıyor. Özellikle bu bölümlerde Steinbeck'in ders niteliğinde çok güzel tespitleri var. Zaten bir klasik olmasını sağlayan bu tespitlerdir diye düşünüyorum.

-Kitabı okumayanlar için kitabın gidişatını etkileyecek bilgiler içerir-
   Kitap sanki bir anda bitti. Sayfalar ilerledikçe Steinbeck beni bir isyana hazırladı, bu haklı isyanın öncüsü de benim gözümde Tom Joad'dı. Sayfalar yitip gittikçe, işte isyan geliyor diye seviniyordum. Fakat, maalesef beklediğim isyan olmadan kitap bitti. "Acaba kitap iki cilt de benim mi haberim yok?" dedim, iki cilt de değilmiş. Şu an isyan görememenin isyanını yaşıyorum. Ya Noah'a, Connie'ye ne oldu? Ben nasıl yaşarım bu soru işaretleriyle???? :(( 


Kitabın içinde bulunan John Groth çizimlerinden örnekler.



Kitabın 1940 yapımı filmi de var: The Grapes of Wrath





Altı Çizilesi: 
   Ben bir kurt kadar cesurdum. Ama şimdi bir tilki gibi cesurum. İnsan bir ava çıktı mı, avcı olur, güçlü olur. Avcıyı kimse yenemez. Ama seni avladılar mı, iş değişir. İnsana bir şeyler olur. Artık eski gücün kalmaz, belki yine zorlu olursun ama, güçlü olamazsın. (sf:78)

   Avlanmış olmanın bir şeyi daha var: İnsanın aklına hep kötü şeyler gelir. Avladığın zaman, avladığın şeyi düşünmezsin, üzülmezsin. (sf:79)

   Ana, korku ve acıyı kabul etmedikçe ihtiyar Tom'la çocukların da korku ve acı nedir bilmeyeceklerini ' anladığı için her zaman kendi kendine bu duyguları yadsırdı. (sf:102)


   Ana, dedi. Sen eskiden hiç böyle değildin?

   Ananın yüzü sertleşti, bakışları soğuklaştı.
  Şimdiye kadar evim hiç yıkılmamıştı da ondan, dedi. Şimdiye kadar çoluğum çocuğum hiç sokak ortasında kalmamıştı. Şimdiye kadar hiç bir şeyimi satmamıştım. Şimdi her şeyimi... (sf:106)

   Ama şimdi bu traktör iki şey yapıyor: Toprağın altını üstüne getiriyor ve bizi topraktan atıyor. Bir traktörle bir tank arasında çok ufak bir ayrılık var: Her ikisi de halkı yerinden atıyor, korkutuyor ve yaralıyor. (sf:212)

   İki adam çömeliyor, kadınlar ve çocuklar dinleniyorlar. İşte düğüm noktası burada. Ey değişimi sevmeyen ve devrimlerden korkanlar!.. Bu çömelen iki adamı birbirinden ayırın. Onları birbir lerinden tiksindirin. Birbirlerinden korkutun, şüphelendirin. İşte korktuğunuz şeyin başı bu. Bu zygot'tur. Çünkü burada, "Ben toprağımı kaybettim!" sözü değişmektedir. Bir hücre parçalanıyor ve bu parçalanmadan sizin hoşlanmadığınız şey doğuyor. "Biz toprağımızı kaybettik!" İşte asıl tehlike burada; çünkü iki adam bir adam gibi yalnız ve şaşkın değildir. Ve bu ilk "biz"den daha tehlikeli bir şey doğmaktadır (sf:212)

   Özlenen şey,akşamleyin bir su ve ateş üzerinde bir yemek bulmaktır. (sf:274)

   Ve öyle bir zaman geldi ki, toprak sahipleri artık çiftliklerinde çalışmaz oldular. Çiftçiliklerini kâğıt üzerinde yapıyorlardı: Toprağı, toprağın kokusunu, duygusunu unutmuşlardı; ve yalnızca toprağa sahip olduklarını, yalnızca topraktan kazanıp kaybettiklerini hatırlıyorlardı. (sf:325)

   Halkın büyük bir kısmı aç ve çıplak olunca, istediğini zorla alır. Ve bütün tarih boyunca haykıran küçücük bir gerçek daha: Baskı, ancak baskı altmdakileri güçlendirir ve birbirine bağlar. Büyük mal sahipleri, tarihin bu üç haykırışına kulaklarını tıkamışlardır. Toprak birkaç kişinin eline düşüp de topraksızların sayısı arttı mı, büyük mal sahiplerinin her çabası, baskıya doğru yönelir. (sf:332)

   Üç yüz bin aç ve sefil; eğer bunlar kendilerinin ne kadar güçlü olduklarını anlarlarsa toprak onların olur ve dünyanın bütün gazları, silâhları bir araya gelse onları durduramaz. (sf:332)

   İki, birden iyidir. Çünkü emeklerinin mükâfatlarını iyi görürler. Çünkü birisi düşerse, öteki onu kaldırır. Yazık, o kimselere ki, yapayalnızdırlar ve düştükleri zaman yardımlarına gelecek kimseleri yoktur. (sf:586)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...