Yapı Kredi Yayınları
Aralık 2014, 1. Baskı
482 Sayfa
482 Sayfa
AFD:
"Kafamda Bir Tuhaflık" daha piyasaya çıkmadan ilgimi çekmişti. Orhan Pamuk'un altı senede bu kitabı yazması, isminin güzelliği ve tanıtım yazıları sayesinde büyük bir heyecan ve merakla okumaya başladım kitabı.
Kitabımıza; 1960'larda Beyşehir'den İstanbul'a ilk göç edenlerin yaşam hikayesi ile başlıyoruz. Kahramanımız Mevlut ise 1969'da babasının yanına, İstanbul'a, henüz daha 12 yaşındayken geliyor ve Mevlut'un İstanbul macerası başlamış oluyor.
Kafamda Bir Tuhaflık'ta 1969-2012 yıllarının İstanbul'u anlatılıyor. İstanbul'un nasıl değiştiği, insanları nasıl değiştirdiği ve Mevlut'un bu değişimlerin arasındaki hayatta kalma mücadelesi...
Kitabı okurken "Nasıl gidiyor?" diye soranlara verdiğim ilk cevap "Heyecanı eksik" oldu. Evet kitabımız İstanbul'un kırk yıllık serüvenini, özellikle benim gibi İstanbul'da yaşamayanlar için oldukça güzel anlatıyor. Fakat "Acaba bir sonraki sayfada ne olacak?" diyerek okuduğum bir kitap da değildi maalesef.
Kitabın isminin de oldukça iddialı koyulduğu kanaatindeyim. "Kafamda Bir Tuhaflık"? Mevlut'un kendisi bu cümleyi dile getirmese, bu cümlenin kitapta kim için kullanıldığını bile anlayamayacaktım. Bence Mevlut'un kafasında herhangi bir tuhaflık yok, ya da benim de kafamda bir tuhaflık var. Mevlut bana göre sadece saf bir karakter. İstanbul ve insanlar kırk yılda çok büyük değişimler yaşarken, Mevlut içindeki saflığı korumuş ve hep aynı Mevlut olarak kalmış. Aslında olmamız gereken bu iken, kafasında tuhaflık olanın Mevlut olması doğru değil. Asıl kafasında tuhaflık olanlar; gözünü para, iktidar hırsı bürümüş olanlar, nereden geldiklerini, kim olduklarını ve insanlıklarını unutanlar.
"Kafamda Bir Tuhaflık" daha piyasaya çıkmadan ilgimi çekmişti. Orhan Pamuk'un altı senede bu kitabı yazması, isminin güzelliği ve tanıtım yazıları sayesinde büyük bir heyecan ve merakla okumaya başladım kitabı.
Kitabımıza; 1960'larda Beyşehir'den İstanbul'a ilk göç edenlerin yaşam hikayesi ile başlıyoruz. Kahramanımız Mevlut ise 1969'da babasının yanına, İstanbul'a, henüz daha 12 yaşındayken geliyor ve Mevlut'un İstanbul macerası başlamış oluyor.
Kafamda Bir Tuhaflık'ta 1969-2012 yıllarının İstanbul'u anlatılıyor. İstanbul'un nasıl değiştiği, insanları nasıl değiştirdiği ve Mevlut'un bu değişimlerin arasındaki hayatta kalma mücadelesi...
Kitabı okurken "Nasıl gidiyor?" diye soranlara verdiğim ilk cevap "Heyecanı eksik" oldu. Evet kitabımız İstanbul'un kırk yıllık serüvenini, özellikle benim gibi İstanbul'da yaşamayanlar için oldukça güzel anlatıyor. Fakat "Acaba bir sonraki sayfada ne olacak?" diyerek okuduğum bir kitap da değildi maalesef.
Kitabın isminin de oldukça iddialı koyulduğu kanaatindeyim. "Kafamda Bir Tuhaflık"? Mevlut'un kendisi bu cümleyi dile getirmese, bu cümlenin kitapta kim için kullanıldığını bile anlayamayacaktım. Bence Mevlut'un kafasında herhangi bir tuhaflık yok, ya da benim de kafamda bir tuhaflık var. Mevlut bana göre sadece saf bir karakter. İstanbul ve insanlar kırk yılda çok büyük değişimler yaşarken, Mevlut içindeki saflığı korumuş ve hep aynı Mevlut olarak kalmış. Aslında olmamız gereken bu iken, kafasında tuhaflık olanın Mevlut olması doğru değil. Asıl kafasında tuhaflık olanlar; gözünü para, iktidar hırsı bürümüş olanlar, nereden geldiklerini, kim olduklarını ve insanlıklarını unutanlar.

