27 Haziran 2014 Cuma

Germinal - Emile Zola (Okur Testi)

Germinal - Emile Zola
Okur Testi
İyi Eğlenceler...

26 Haziran 2014 Perşembe

LINE Camera Beauty ile Kendinizi Baştan Yaratın…

Yılın en güzel zamanlarına girdik, her yer bir moda çekimini andıran tatil fotoğraflarıyla dolmaya başladı bile. Bu dönemde özellikle ünlüleri takip etmek oldukça keyifli oluyor. Gazete ve dergilerdeki donuk fotoğraflar yerine sosyal medya hesaplarında daha cesur davranabiliyorlar. Bu yıl hem şarkılarıyla hem de sansasyonel hareketleriyle dikkat çeken Miley Cyrus, Instagram hesabındaki fotoğraflarla da hayranlarını etkilemeyi biliyor.
http://instagram.com/mileycyrus
Fotoğraflar için hangi uygulamayı kullandığını merak ediyorsanız eğer size güzel bir haberimiz var. Kullandığı LINE Camera uygulaması ücretsiz ve siz de kullanabilirsiniz. Ayrıca tüm fotoğraflarınızı doğrudan Twitter, Facebook ve Instagram gibi hesaplarınızda paylaşabiliyorsunuz.
iOS cihazınıza indirmek için: http://bit.ly/CameraiTunes
Android cihazınıza indirmek için: http://bit.ly/CameraGooglePlay
Uygulamayı ilk açtığınızda size SHOP, pick, CAMERA, GALLERY, BEAUTY ve COLLAGE+ seçenekleri sunuluyor. Aşağıda bunların ne işe yaradıklarını okuyabilirsiniz
Sıradan selfie’ler geçmişte kalsın
“Fotoğraflarım istediğim gibi çıkmıyor” diyorsanız Camera ve Gallery özelliklerini kullanabilirsiniz. Daha önceden çektiğiniz bir selfie üzerinde değişiklik yapmak için Gallery seçeneğini; yeni bir selfie çekmek için Camera seçeneğini kullanabilirsiniz. Birbirinden farklı onlarca filtre içinden fotoğrafınıza en uygunu ile harika bir görünüm yaratabilirsiniz. Bunun yanı sıra, çerçeve ekleme, SHOP seçeneğine gitme, yazı ekleme ve fotoğraf üzerinde parlaklık / saydamlık gibi ayarları da yapabilirsiniz. Fotoğraf makinası ikonunu sağa kaydırıp fotoğraf çektiğinizde, fotoğrafınızı çekmeden önce tasarım ikonundan filtre ya da çerçeve eklemenize olanak sağlıyor.
Tüm dünyada sticker mesajlaşmalarıyla ünlü olan LINE’ın sticker’ları fotoğraflarınızı süslemede de kullanılabiliyor. Bunun için “Shop” bölümünü kullanabilirsiniz. LINE Camera’nın ücretsiz sunduğu sticker’lar, fotoğraflarınıza ekleyebileceğiniz gözlük, şapka gibi eğlenceli aksesuarlar, konuşma balonu ve kalp, yıldız gibi tasarım pulları kullanabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra fotoğrafınıza eklemek isteyebileceğiniz farklı tasarımlar ve özel tasarlanan setlerden satın alabiliyorsunuz.
Sticker ve dekorasyonların yanı sıra birçok efekt ve filtreyle fotoğraflarınızın havasını değiştirebilirsiniz. Sivilceler hep en lüzumsuz zamanda çıkar. İlk buluşmada, mezuniyet balosunda, doğum günlerinde… Hiçbir özel günü atlamaz yani. Bu nedenle en çok işinize yarayacak araçlardan birisi de yüzünüzdeki sivilce gibi lekeleri silmenize yarayan “Blemishes” ve gözaltı bölgesindeki koyu rengi azaltan “Dark Circle”. “Beauty” menüsü altındaki özelliklerle kuaförün sade olsun dediğiniz halde yaptığı abartılı makyajdan kurtulabilirsiniz. Dahası mı? Burnunuzu küçültebilir, yüzünüzü inceltebilir ya da uzatabilir, gözlerinizi büyütebilirsiniz. Hatta biraz eğlence için fotoğrafınızın üzerinde yaptığınız değişikliklerle komik fotoğraflar yaratıp arkadaşlarınızla gülebilirsiniz.
Güzel anlarınızın fotoğraflarını bir arada tutmak için kolajlar oluşturabilirsiniz. Bazı güzel anları tek bir kareye sığdırmak zordur o yüzden LINE Camera’nın Collage seçeneği ile fotoğraf düzenini ister kendiniz belirliyorsunuz isterseniz de LINE Camera’nın 2-9 arası fotoğraf yükleyebileceğiniz onlarca hazır kolaj temasından birini seçebiliyorsunuz. İstediğiniz fotoğrafları ekleyip dilerseniz de arka plan rengini değiştirebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra LINE Camera’nın sunduğu tasarım araçları da kullanılabiliyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Germinal - Emile Zola

GERMINAL
Orjinal Adı: Germinal
EMILE ZOLA
Çevirmen: Volkan YALÇINTOKLU
Can Yayınları
Şubat 2011, 1. Baskı
Orijinal İlk Basım: 1885
614 Sayfa

AFD:
   13 Mayıs 2014 günü Soma'da kelimenin tam manasıyla bir facia yaşandı. Madende çıkan yangında 301 işçimiz şehit oldu. Kimilerinin para için , kimilerinin rant için, kimilerinin ise bedava kömür dağıtabilmek için göz yumduğu bütün yanlışlara/eksikliklere rağmen o maden işletiliyordu ve bundan sonra da işletilmeye devam edecek. 19 yıldır imzalayamadığımız Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"nde zorunlu olan Kaçış Odaları bu madende de olsaydı belki hiçbir kardeşimiz bu facida can vermeyecekti, biz de bu olayı bir facia olarak görmeyecek, şirket sahiplerini bu kaçış odalarını temin ettikleri için tebrik edecektik. Fakat biz Türkiye'de yaşıyoruz, kiminin koluna taktığı saatin ya da kiminin çocuğuna aldığı geminin, eğer ödüyorlarsa vergisinden bile ucuz olan yaşam odaları maalesef Türkiye'de bulunan çoğu madende yok. Ve sırf muhalefetten geldi diye içeriğine bile bakılmadan yasa önerileri mecliste reddedilmeye devam ediliyor...

   Her zaman birlikte okumaktan keyif aldığım Kitap Kardeşliği okuma grubum bu olaydan sonra Emile Zola'nın Fransa'da 1860'larda yaşayan madencilerin hayatını anlattığı Germinal isimli kitabını okumayı önerdi. Ben de bu acı olayların arifesinde Germinal ile tanışmış oldum.

    1860'larda yaşananların geçen ay Soma'da yaşadıklarımız ile çok da bir farkı yok aslında. Aşağıda alıntıladığım bölüm işin özeti aslında.

   ...Ah! Elbette ki, o ve ailesi madende kazma sallamaya dün başlamamışlardı! Aile, Montsou Kömür İşletmesi kurulduğundan beri yani yüz altı yıldır burada çalışıyordu. Dedesi Guillaume Maheu daha on beş yaşında bir yumurcakken Requillart'da ana damarlardan birini bulmuştu, burası işletmenin ilk maden ocağıydı, Fauvelle şeker fabrikasının yanında bulunan bu eski ocak bugün terk edilmiş durumdaydı. Maden damarı, dedesinin ismine ithafen Guillaume damarı olarak anıldığı için tüm yöre halkı bu keşiften haberdardı. İhtiyar, söylendiğine göre irikıyım, çok güçlü bir adam olan ve altmışında eceliyle ölen dedesini tanımamıştı. Sonra, Kızıl lakaplı babası Nicolas Maheu, daha kırk yaşında var yokken, o sırada hala kazılmakta olan Voreux madeninde meydana gelen bir göçüğün altında kalmıştı: Bedeni yamyassı olmuş, kayalar kanını içip kemiklerini un ufak etmişti. İki amcası ve üç kardeşi de aynı madende can vermişlerdi. Kendisi, Vincent Maheu, yalnızca bacaklarındaki rahatsızlıkla madenden tek parça halinde çıktığı için işini bilen bir adam olarak kabul ediliyordu. Zaten başka ne yapabilirlerdi ki? Çalışmak gerekiyordu. Bu iş diğer zanaatlarda olduğu gibi babadan oğula geçiyordu. Şimdi de karşıdaki madenci mahallesinde yaşayan oğlu Toussaint Maheu, torunları ve tüm akrabaları madende kazma sallayarak ömür tüketiyorlardı. Yüz altı yıl boyunca dededen toruna hep aynı patron için, çalışmak ha?...

    Soma'da yaşanan faciadan 1 hafta sonra sağ olarak kurtulan madencilere işbaşı yapmaları için mesaj gönderiliyor. Çünkü ocaklar çalışmadıkça zarar ediyor. Bu mesajı atanlara, attıranlara ölen 301 kişi bir iş kazası olarak görülüyor, çünkü "bu işin fıtratında var" diye yol gösteriyor küçük akıllılara, büyükler!... Daha eşinin cenazesini toprağa yeni teslim etmiş anne, "oğlum babasının yerine işe girecek" diye bir cümle kurmak zorunda kalıyor... Geçim derdi... "Sizi zorla mı soktuk madene" diyor patavatsızın biri, oysa o işçilerin derdi sadece can güvenliklerinin sağlanması yoksa mecburlar, yine girecekler babalarını, kardeşlerini kaybettikleri o madene, o ölüm çukuruna...

      Germinal, Emile Zola'nın en iyi eserlerinden biri olarak anılıyor. Benim ilk Zola okumam oldu ve ben de Zola'nın anlatımını çok beğendim.  Bir madenci mahallesinde yaşanılan hayatta kalma mücadelesini tüm çıplaklığıyla anlatmış bize Zola. 1860'larda geçen hikaye aslında ne kadar da tanıdık, ne kadar da yakınmış bize...

     Soma'da yaşanılanlar tüm dünyada yankılandı ama artık unutulmaya başlandı, yavaş yavaş gündemden düşüyor. Büyüklerimizin! verdiği sözler işlerine geldiği gibi değiştirildi, değiştirilemeyenler ise unutuldu. Biz unutmayalım, okuyalım, bilinçlenelim ve vicdan sahibi bireyler yetiştirelim...


Altı Çizilesi:
   Adalet istemenin karşılığı bunca acı mı olmalıydı?

   ...Ah! O alçak askerlerden biri göğsüme bir kurşun sıksa, ne onurlu bir son olurdu benim için!
   Yenik düşenlerin gizli arzusunu, kederlerinden sonsuza dek kurtulmak üzere ölüme sığınma isteklerini dile getiren bu haykırışla gözleri dolmuştu.


15 Haziran 2014 Pazar

Platon - Devlet

DEVLET
Orjinal Adı: Politeia
PLATON
Çevirmen: Sebahattin EYÜBOĞLU - M.Ali CİMCÖZ
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ocak 2014, 26. Baskı
Orijinal İlk Basım: Tahmini M.Ö. 372 
392 Sayfa

AFD:
    Thomas More'un Ütopya'sını okuduktan sonra mutlaka okumam lazım dediğim iki kitaptan biriydi Devlet (Diğeri Erasmus'un Deliliğe Övgü'sü). Her ne kadar Ütopya kelimesi More'un kitabından sonra kullanılmaya başlansada bilinen ilk Ütopya Platon'un Devlet'iymiş. More'un Ütopya'sından oldukça etkilenmişken Devlet'i okumamak olmazdı.
    

  Önsözleri okumaya çekinen biri olarak bu önsözü güvenle okuyabilirsiniz diyorum. Zaten ilk cümlede önsöz okumayı sevmeyen birilerinin yazdığı bir önsöz olduğu belirtiliyor. :) Bugüne kadar okuduğum en iyi önsöz giriş cümlesiydi.

  Kitabın ne kadar değerli olduğu yine önsözde yazan bu bölümle özetleniyor. "Bugün insanlık adı altında topladığımız değerlerin kaynaklarından biri de Platon'un Devlet'idir. Doğuda ve Batıda Hristiyanlık ve Müslümanlıktan önce kutsal değilse bile, en önemli kitap Devlet'ti."

   Platon bu eserinde Ahlak felsefesinin kurucusu olarak tanımlanan hocası Sokrates'in birkaç arkadaşı ile birlikte yaptığı konuşmaları diyalog şeklinde bize sunuyor. Bu konuşmalarda "İdeal Devlet"in nasıl olacağı ele alınırken  "doğruluk", "mülkiyet hakkı" gibi kavramları "var olan yönetim şekilleri"ni ve "yöneticilerde, askerlerde olması gereken özellikler"i de inceleyerek "İdeal Devlet"e ulaşmaya çalışır.

   Devlet de bir defa okunup kenara kaldırılabilecek kitaplardan değil. Üstüne uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap. Bol bol not aldım, tabii ki İdeal Devlet'e ulaşmak adına savunulan her düşüncenin doğru olduğunu, bunların uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum. Kendi adıma aldığım notlardan en önemlileri;

      Filozofların kral ya da kralların filozof olma fikri.
   Filozoflar devletlere kral ya da şimdi kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça... devletlerin başı dertten kurtulmaz.

     İnsanın ve devletin üç ayrı yanı olduğu düşüncesi ve bu yanların bizi şekillendirdiği.
Parasever: Yiyecek, içecek, cinsel zevke ulaşma arzusu ve  bunlara ulaşmak için temel öge olan para kazanma arzusu.
Ünsever: Zafer kazanma, ün salma arzusu
Bilgisever: Gerçeği olduğu gibi yakalama arzusu

     Ve İdeal Devlet adına halkın üç sınıfa ayrılması:
İşçi Sınıfı: çiftçiler, zanaatkarlar, çalışanlar. Erdemleri ölçülülüktür.
Koruyucu Sınıfı: Askerler ve bekçiler. Erdemleri cesarettir.
Yönetici Sınıfı: Erdemleri bilgeliktir.
Adalet ise bu üç sınıfın ortak erdemidir.

    Her ne kadar bu kitapta "İdeal Devlet" tanımlanmaya çalışılmışsa da bana göre söylenen, uygulanması öngörülen her yöntem doğru değil. En önemlisi tüm yanlış olarak görülen olguların yasaklanması ya da hayattan çıkarılması kesinlikle doğru bir uygulama değildir. Yanlış olmazsa doğruluğun, erdemliliğin bir değeri kalmayacaktır diye düşünüyorum. İnsan kendi isteğiyle yanlıştan uzak durursa bu doğruluktur, erdem sahibi olmaktır. Aksi halde tüm yanlışlardan soyutlanmış bir yaşamda  herkes doğrudur ya da sadece öyle gözükür. 

     Kitap yukarıda da bahsettiğim gibi bir sohbet diyaloğu halinde. Çoğu zaman bu sohbet bir nutuğa dönüşüyor. 
    Kimi zaman ise, yukarıda resimde de görüldüğü gibi, aslında Sokrates'le tartışan arkadaşları birden tabiri caizse onaylama memuruna dönüyor. Mutlaka okunması gereken kitaplar arasında yer alsa da kolay okunan bir kitap olmadığı kesin.

Altı Çizilesi:
    Bütün bilimlerin amacı insanların daha iyi insan olmalarını sağlamaktır. 

  İnsanın doğruyla eğriyi kendi kendine ayıramayıp, hakeme, yargıca başvurması, adaleti başkalarından beklemesi çirkin bir şey değil midir?

   Güzel şey zor olur.
  
  Güzelin yolu çetindir.

  Demokrasilerde en kalabalık ve birlik olabilirse en güçlü sınıf halktır.

  Zorbanın yükselmesine yardım etmiş hatırı sayılır kimseler arasından sözlerini esirgemeyenler çıkar, en yiğitleri kendi aralarında, hatta zorbanın yüzüne karşı durumun kötülüğünü söylerler. 
   Başta kalmak isterse zorbanın bu adamları temizlemesi gerekir. Dostları arasında olsun, düşmanları arasında olsun bir tek değerli insan bırakmaz.
   Gözünü dört açıp kimlerde yürek, üstünlük, akıl, kudret olduğunu bir bakışta görmek zorundadır. İstesin istemesin, bunlarla uğraşmadan, ayaklarını kaydırmadan rahat edemez. Sonunda devleti temizler hepsinden.

 Zorba, devletin kutsal hazineleri varsa , parayı oradan alacak tabii. Sattığı kutsal eşya, masraflarını karşıladıkça halka yüklediği vergileri kısabilir. Satacak şey kalmayınca; sofrasını, dostlarını, gözdelerini beslemek için halka başvuracak tabii.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...