Toros Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toros Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Suç ve Ceza - Dostoyevski

SUÇ VE CEZA
Prestupleniye i Nakazaniye

FYODOR MIHAYLOVIÇ DOSTOYEVSKI


   Uzun zamandır okumak istediğim klasiklerden biriydi Suç ve Ceza. Elimin altında Oda Yayınlarından çıkan 2 ciltten oluşan versiyonu olunca, çoktandır da okumak istediğimden bir hevesle okumaya başladım, ve yine hayal kırıklıkları.. ?

   Bir kez daha tecrübeyle kanıtlanmış oldu. Bir eseri hakkıyla okumak istiyorsanız – ki özellikle dünya klasiklerinden biriyse – mutlaka iyi bir yayınevinden çıkmış olan kitabı seçmelisiniz. Yine büyük bir hata yapmış oldum yani; hele kitabın ilk sayfaları, ilk tasvirler, aman Allahım! Bazı yerlerinde çevrilen cümleler anlaşılmıyordu bile. Bazı çeviriler sanki Google’ın çeviri kısmından yapılmış. Sayfalar ilerliyor tam konuya hakim oldum derken biri daha dahil oluyor hikayeye ama nereden çıktığı belli değil, hiçbir giriş, tanıtım yok sanki daha önceden defalarca o karakterden bahsedilmiş gibi. Yine yayınevi azizliğine uğramama rağmen kitabın konusunu sevdim. Raskolnikov’un hikayesini okumakta geç kalmış olduğumu fark ettim.

   Oda Yayınlarından çıkan 2 ciltlik kitabı bitirdikten yaklaşık bir ay sonra NTV yayınlarından çıkan Suç ve Ceza’nın çizgi romanı geçti elime. (Sevgili arkadaşlarımız Sevi-Ahmet çiftine gittiğimiz bir akşam kitaplıklarından ödünç aldık.) 125 sayfalık bu çizgi roman kesinlikle çok eğlenceli ve diğer 2 ciltlik kitaptan daha güzeldi. Resimler Raskolnikov’un psikolojisini çok güzel anlatıyordu. Bir yerlerde rastlarsanız  mutlaka okuyun derim.

   Genel olarak “Suç ve Ceza” dan bir şeyler söylemem gerekirse; ilk önce şunu belirtmek istiyorum; bir yerde “Dostoyevski okuyanlar iki gruba ayrılırmış; sadece okuyanlar ve anlayanlar” diye bir cümle görmüştüm. Bu eseri elimden geldiğince anlamaya çalışarak okudum. Henüz okumayanlar için burada konusundan açık açık bahsetmek istemiyorum ama zaten çok ünlü bir eser olduğu ve az çok herkesin kitabın neyden bahsettiğini bildiğimden ( ki zaten adı üstünde) bazı şeyleri yazmakta zarar görmüyorum. Yokluk içinde yaşayan Raskolnikov paraya değer vermiyor, üstelik ne zaman eline biraz para geçse hepsini düşünmeden kendinden daha kötü durumdaki insanlara veriyor. Yaşlı bir tefecinin parasını almak için onu öldürüyor fakat yine çaldığı paraya dokunmuyor. Romanın kahramanlarının ruh halini ( tabi ki özellikle Raskolnikov’un) büyük bir ustalıkla anlatmış yazar. Evet, ortada bir suç, bir cinayet var fakat bunun nedenleri, cinayetin öncesinde ve sonrasında Raskolnikov’un hissettikleri, davranışları, vicdan azabı çok başarılı bir şekilde işlenmiş. Ayrıca kitabın yazıldığı dönemin Rusya’sı da oldukça çarpıcı örneklerle yansıtılmış. Bu başyapıt bence kesinlikle herkes tarafından okunmalı.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...